CHP ve Kartal Mitingi

İsmail Küçükosmanoğlu |

Kürt Sorunu, günümüzde rejimin temel sorunu olmaktan çıkmış, kronikleşmiş bir hastalık halinde rejimin varoluş sorunu haline gelmiştir.

chp-kartal-mitingi

CHP İstanbul Kartal’da yapılan “Teslim Olmayacağız” mitingine son anda katılmaktan vazgeçti. İstanbul il yöneticilerinden birinin açıklaması şöyleydi: “Destek verecektik. Flamasız bir miting olacağı yönünde karar alınmıştı. Miting alanına bugün HDP flamalarının asılması bizi çelişkiye düşürdü. Belki de HDP’den kaynaklı değildi. Ancak provokasyon olması ihtimali nedeniyle katılmama kararı aldık. Burada mesele HDP değil” 

Bu karar sol çevrelerde belli bir tartışma yarattı. Ben bu konuda CHP’nin kararının doğru olduğunu düşünüyorum. Gerekçelerim ise CHP’lilerinkinden farklı.

Her ne kadar il yöneticisinin açıklamasında “Burada mesele HDP değil” denmiş olsa da tek ve mutlak sorun HDP’dir. Ne kadar inkar edilirse edilsin CHP ve solun bir kesimi HDP ile olabildiğince mesafeli durmaya özen göstermektedir.

CHP’nin parti olarak değil bireyler olarak Kartal Meydanı’nda temsil edildiği bir gerçektir. Böyle bir mitinge gidenler tabii ki değerlidir.

Kartal Mitingi önemlidir. Katılmak doğru bir tavırdır. Moral motivasyon sağlamış, muhalefete bir dinçlik katmıştır.

CHP’nin katılmaması olumludur. Çünkü; CHP’nin artık yıllardır sömürdüğü sol değerlerle tüm ilişkilerini kesmesi gerekmektedir. CHP bir düzen partisidir. Yenikapı’nın ruhunu taşımaktadır. Buna hayır diyecekler olursa Kılıçdaroğlu’nun durmadan Erdoğan’ı Yenikapı Ruhu’nu bozmakla suçlamasını hatırlasınlar.

CHP artık siyasetini her nabza göre şerbet vererek değil, ne ise o olarak yapmalıdır. Muhalefeti kendi çeperinde toplamaya çalışan; ÖDP, KP, Haziran Hareketi gibi yapılara durmadan göz kırparak, gizli gizli umut dağıtarak bu yapıları sistem içinde tutmaya çalışan CHP, kendi gerçeğini net olarak göstermelidir. Bu konuda turnusol tabii ki Kürt Sorunu’dur.

Kürt Sorunu, Türkiye’yi psikolojik sorunlu bir hale getirmiştir. Kendisiyle kavga eder duruma getirmiş, şiddeti içselleştirmiş, şiddeti yaşamın temeli haline getirmiş doğal olarak da bir “Kürdistan Sendromu” yaratmıştır.

Var olan her şey “Kürdistan Sendromu”na göre belirlenmektedir.Örneğin; bir “Kürt sorunu” yoktur bu ülkenin, “Terör sorunu” vardır.

Kürt sözcüğü terörle özdeşleştirilmiştir. Aşırı milliyetçi (buna ırkçı demek yanlış olmaz), Türk İslamcı, devlet fetişisti bu ruh hali, insanı ve insanlığı aşağılamakta, her şeyi kendine benzetmeye çalışmakta, bunda da başarılı olmaktadır. İşkence, katliam meşru görülürken sağduyulu yaklaşımlar bile düşmanca karşılanmaktadır.  Bu o kadar öyledir ki Filistin meselesi konuşulurken dahi “bu FKÖ yıllarca Kıbrıs’ta Türkiye’yi işgalci gördü, Ermeni meselesinde Türkiye’yi suçladı, Kürtlerin yanında yer aldı, İsrail’in ellerine sağlık” gibi makineli tüfek kıvamında nefret dökülebilmektedir. Olay Kürt sorununu da aşmış uluslararası bir ruh haline de bürünmüştür. Tamil Kaplanları hakkında yapılan haberleri hatırlarsanız ne demek istediğimi daha rahat kavrarsınız. Kısacası hakkını korumaya çalışan tüm halklara karşı bir düşmanlık gelişmiştir bu ruh halinde.

Kürt Sorunu, günümüzde rejimin temel sorunu olmaktan çıkmış, kronikleşmiş bir hastalık halinde rejimin varoluş sorunu haline gelmiştir. Hastalık yaşamımızı belirlemekte, kültürümüzü, ahlakımızı şekillendirmektetir. Bugün tecavüz konusu konuşulurken muhalefet adına bas bas bağıranlar daha dün sokakta çırılçıplak soyularak teşhir edilen PKK’li kadına bir şehvet nesnesi olarak bakabilmişlerdir.

Uzatmaya gerek yok. CHP bu hastalıklı yaşamın bir parçasıdır. O yüzden Kürt sözcüğü geçen her şeyden uzak durmaya çalışmakta, yanına almak istediği diğer “sol” yapılara da gizli bir biçimde bunu dayatmaktadır.

Sadece CHP değil, bizler de bu sendromdan etkilendik. Günlük yaşamımızda Türk Solu, Kürt Solu gibi kavramlar var artık. Karşılık olarak Kürt Hareketi de etkilendi. Türk ya da Türkiye’ye karşı olan her şey Kürtler için meşru bir hal alabiliyor. Örneğin Ziya Pir, NATO Parlamenter Asamblesi Alt Komite Başkan Yardımcılığı’nı severek kabul edebiliyor. Oysa HDP’li bir vekilin NATO ile bir görevi reddetmesi gerekirdi. Sadece Türkiye, ABD ve AB ile sorun yaşıyor diye böyle bir şey sağlıklı bir aklın işi olamaz.

Kısacası şiraze kaçmış durumda. Ruh halimiz bir savaşa göre belirlenmiş ve demokrasi kavramını tamamen başkalaştırmış durumdayız.

CHP de demokrasiyi kendine göre tanımlamakta, çevresine de bunu dayatmaktadır. Muhalefet partisi değil sistemin partisidir. Faşizmin geldiği seviye kendi kendini bitirir bir haldeyken CHP’yi de hızlıca emecek tüketecektir. Bunun korkusu CHP’de kendini koruma refleksleri yaratmakta, bu şizofren Türk İslamcılığın meşrulaştırılmasından başka bir işe yaramamaktadır ki CHP’nin geriye doğru değişen sistemle kültürel çatışmanın temel noktası Türk İslamdır.

CHP iyi ki Kartal Meydanı’na parti olarak gelmedi. Bir muhalefet partisi olarak sadece muhalefeti ehlileştirmeye yarayan konumundan kurtulmasına bir vesile olmaz ama hala ondan muhalefet bekleyenlere belki bir göz açma fırsatı yaratır.yazisonuikonu



  1. Ezgi

    Yazınızda Kürt sorunu ile alakalı ve Kürtlere toplumdaki bakış ile alakalı çok doğru tespitler var. Güzel bir yazı olmuş.
    Fakat bir kısımda hataya düşmüşsünüz bence o da şudur ki… CHP’nin çizgisi hiç değişmedi, aksine klçdaroğlundan sonra biraz yumuşamaya gidilse de genel olarak bir değişme değil asla da olamaz. Bir kere partinin tarihine ters düşer. CHP Atatürk’ün izinden giden, kaynağını oradan alıp oradan beslenen bir partidir. Bilimsel, laiklik cumhuriyet gibi savundukları değerlerin hepsi de zaten Atatürk’ün getirdiği şeylerdir. Sol gibi görünmesi de bu ahlaki değerleri ve bu çağdaşlığı takip etmesinden dolayı o şekilde sol bir.parti gibi gözükür. Ama bşr kominist yada bir.anarşist kadar solcu olmadığı zaten kesin,ve net… chp sizin yaptığınız eleştiri yıllardır yapılır, hiçte anlam veremem. Sonuçta CHP vatansever bir parti. Demokrasiyi savunur seçimle gelmiş birinin seçimle gitmesini,savunur ki hdp dekieri bu anlamda savunmuştu, lakin fikir olarak farklıdır ve destekte vermez çünkü hdp ne kadar milliyetçi ise chpde o kadar milliyetçidir.

  2. can soydan

    SOL kelimesi ve kavramı artık ucube bir kavramdır. Nereye çeksen gidiyor. Burjuva demokrasisini savunana bile solcu diyeceğiz. O günlere geldik.Daha net kavramlar kullanmalıyız. Bana göre ATatürkcülük veya kemalizm 100 yıl önceyi savunmak değildir. Ama Maalesef böyle yapılıyor.


Yeni yorum ekleyin.