Çağlayan Eylemi sonrası ilk kitlesel gösteri: Grup Yorum Bakırköy Konseri

militan kedi |

Dün Bakırköy’de alan çevresindeki her sokakta Grup Yorum konseri vardı. Evet evet yanlış duymadınız. Hangi sokağa girsek orda bir Yorum solisti vardı. Etrafında insanlar şarkılara eşlik ediyor, halay çekiyorlardı. Polis gelince başka sokağa taşınıyorlardı.

“Ölümlere yatarım da

baş eğmem zindanlara”

diyerek yola çıkanları yasaklarla sınayabilir misiniz? Yasaklarla engel olabilir misiniz?

Türkiye’de 30 yaşına gelmiş olan insanların sanırım duydukları zaman da hiç şaşırmayacağı bir haber var ; ”Grup Yorum elemanları gözaltına alındı, Grup Yorum şarkıları yasaklandı, Grup Yorum konseri yasaklandı. Grup Yorum dinleyenler örgüt üyesi ilan edildi, Grup Yorum dinledikleri için işten atıldı, işkence yapıldı…” Daha niceleri… Gün olmasın ki bu grup, bu grubu dinleyenler baskı, zulüm, şiddet görmesin… Peki neden?

Kürt halkı Grup Yorum'u, Grup Yorum Kürt halkını hiç yalnız bırakmadı

Kürt halkı Grup Yorum’u, Grup Yorum Kürt halkını hiç yalnız bırakmadı

Uzun uzadıya sosyo-kültürel nedenlerini anlatmayacağım merak etmeyin. Klişe olacak gerçek bu. Ünlü yazar William Shakespeare’ın dediği gibi “Bir ulusun türkülerini yapanlar, yasalarını yapanlardan daha güçlüdür.” İşte sebep tam olarak bu.

Bu grup tam 30 yıldır ülkemizde yaşayan halkların türkülerini yapıyor. Irk, dil, din, renk, milliyet ayırt etmeden tüm Anadolu halkına sesleniyor. Seslerinin “ulaş”tıkları her yere gidiyorlar. Her ezilen halkın yanında oluyorlar. Ve sesleri bir turna avazı gibi tüm ülkeyi sarıyor.

Kendi yasalarından daha kuvvetli bir karşı çıkış olarak görüyorlar bu çok sesli koroyu. Ondan bu baskı, ondan bu yasak, ondan bu şiddet… Genel olarak bu şekilde değerlendirebiliriz sebebini.

Bağımsız bir ülke, özgür yaşayan halklar

Öncelikle “Bağımsız Türkiye” konserleri serisinin –son engellenen konser dahil- hepsine katılmış biri olarak naçizâne, kalemim döndüğünce evveliyatını aktarayım.

Sırrı Süreyya Önder, 2011 "Tam Bağımsız Türkiye" konserinde konuşma yaparken

Sırrı Süreyya Önder, 2011 “Tam Bağımsız Türkiye” konserinde konuşma yaparken

“Bağımsız Türkiye”  konserleri 14 Nisan 2011’de Bakırköy Pazar Alanı’nda 150 bin kişiyle yapılan bir konserle başladı. Bu konser, Türkiye halklarının konseriydi. O  yüzden sadece İstanbul değil Anadolu’nun her yanından otobüsler kaldırılmıştı.  Gece boyunca yapılan yolculuklarda marşlar ve düşlenen özgürlük türküleri söylendi. Molaya kadar dayanamayıp devrimcinin yogası olan halayı seyir halinde giden otobüsün içinde çekmeye çalışan tanıdık tanımadık şapşik arkadaşlarımız olmadı değil hani. Canhıraş mola yerine ulaşıp  davuluyla tokmağıyla sazıyla sözüyle alkışıyla zılgıtıyla sesiyle sloganıyla geceyi aydınlattılar, aydınlattık.

Sabah Bakırköy’e vardığımız da Anadolu’nun her köşesinden akın akın gelmiş yüzlerce otobüs alanın üst tarafında konuşlanmıştı.Uyuyamayanlar, uyanmaya çalışanlar, acıkanlar konser saatine kadar serbest zaman dilimine girmişlerdi. İstanbul’da yaşayanlar ise güzel bir kahvaltıdan sonra erkenden yol alıp trafik çilesine takılmadan kendilerini Bakırköy’e atma derdindeydi.

Alan panayır alanı gibiydi. Konser ücretsizdi. Konserin maliyeti Grup Yorum dinleyenlerinin bağışları, özgür tutsakların yaptığı el emeği süs eşyaları, takılar, dergiler, kitaplar, Grup Yorum ürünleri ve alanda yapılan yiyecek-içecek satışlarının geliri ile karşılanıyordu. Herkes cıvıl cıvıldı. Aynı şehirde görüşemeyip de konserde birbiriyle buluşan mı dersiniz, uzun zamandır karşılaşmadığı eşiyle dostuyla arkadaşıyla orda karşılaşmak mı dersiniz, içeriden gönderilen bir selamın eşliğinde kaçak çay deminde edilen sohbetlerle konser saati bekleniyordu.

Daha konserin başlamasını bekleyemeyen kanları kaynayan çayan bıyıklı delikanlılar ile gözleri sürmeli, hızmalı güzel kızlar çoktan ‘türküler susmaz halaylar sürer’ sloganlarıyla zılgıtlarıyla alanın bir köşesinde coşmaya başlamışlardı.

Önde çocuklar, arka planda bir sağlık önlemi olarak ambulans

Grup Yorum, devrim gazisi

Bir devrim gazisi, elinde Dayı’nın flaması sahnenin en önünde protokolde

 

Konserin yapılacağı gün alanı düzenleyen, temizleyen, ses sistemini kuran, güvenliğini sağlayan, konser yapılmadan aylar önce afişlerini asan, el broşürlerini dağıtan, standlarını açan, tüm idari ve teknik işlerini yapanlar Grup Yorum gönüllüleri ve sevenleriydi. Bir grup için bundan daha güzeli ve değerlisi düşünülemez sanırım.

Kollektif bir şekilde yapılan bir çalışma olduğu için verilen emek çok değerliydi. O yüzden alanda olup konseri dinlemek demek binbir zorlukla büyütülen bebeğin ilk cümlesini duymak kadar heyecanlı ve özeldi. Orda olamayanlar, yurtdışında olanlar, “içeride” olanlar ise bebeğinin ilk cümlesini kaçıran ebeveyn hüznünü ama gene de o ilk cümle söylendi‘nin güzelliğini yaşıyorlardı..

Mücadelenin barometrelerinden biri: Bakırköy Grup Yorum konserleri

150 bin kişi bir daha ki sene için konser sonunda sözleşerek 2012’de yapılacak konser için yanında bir kişiyi getirme sözüyle alandan mutlu ve yorgun ayrıldılar. Düşenlerimize, gidenlerimize, yüreği bizimle o alanda atan herkese en içten selamlarımızı gönderip türküler söyleyip ve bu baskı düzenine asla boyun eğmeyeceğimizi bir kez daha haykırıp evlerimize şehirlerimize döndük.

İlk sene verilen ihtişamlı konserden sonra aynı coşkun akan sel yanına bir damla daha katarak 15 Nisan 2012 gününde geçen sene sözleşildiği gibi aynı alanda 350 bin kişi oldular..Daha güçlü bir şekilde faşizme geçit verilmeyeceğini haykırdılar. İlk senenin eksikleri, tecrübesizliği ikinci sene atlatıldı. Dinleyiciler de yorumcular da hafızalardan silinemeyecek bir konsere imza attılar. Geçen sene olduğu gibi konuk sanatçılar dans gösterileri oldu.

Konserlerdeki başarının sırrı farklı isimleri aynı sahnede buluşturmakta saklıydı

Konserlerdeki başarının sırrı, farklı isimleri aynı sahnede buluşturmakta saklıydı

14 Nisan 2013 tarihinde pekiştirilen dostluklara aynı yolculuklarla tüm engellemelere rağmen 550 bin kişi oldular. Her sene birbiriyle yarışır derecesinde konserler aklımıza kazınıyordu. Katlanarak artan bu sayılar yaklaşan Gezi’yi haber veren olaylardan biriydi.

Grup Yorum Militan KediTakvim 13 Nisan 2014‘ü gösterdiğinde  gene aynı alanda bu sefer sayılamayacak kadar çoktuk, fakat bir o kadar da eksiktik. Aramızda umudun çocuğu Berkin yoktu misal. Gezi’nin hiçbir çocuğu yoktu. Berkin adına mavi gökyüzüne sayısız kırmızı balon bırakıldı. Ve o anda bir uçurtma beliriverdi mavilikte. Yüksekte çok yüksekte uçuyordu.. ama işte ordaydı gene bizimleydi..Nazlı nazlı özgürce süzülüyordu..Hepimiz gözleri nemli  “Uyan Berkin” şarkısını seslendirdik. Öfkemiz bilendi umudun çocuğunu alsalar da elimizden umudumuzu alamayacaklarını anladılar.

Çağlayan Eylemi sonrası ilk kitlesel gösteri

Unutursak kalbimiz kurusun diye kendimize verdiğimiz sözlerle 12 Nisan 2015 tarihinde yine yeniden o alanda olmak için düştük İstanbul yollarına. Grup Yorum’a artan baskılar engellemeler karşısında bu sefer daha çok orda olmalıydık. Alacakları en fazla bir canımızdı. Bizim de en fazla verecek bir canımız vardı. Ve onu alabilirlerdi. Vermemek için direneceğimizi sonuna kadar direneceğimizi ve istediğimizi alana kadar binlercemizin, onbinlercemizin canını alsalar da bitmeyeceğimizi anlamıyorlardı..

İstanbul’a 150 km. kala sabahın seherinde henüz şafak atmadan “gel ki şafaklar tutuşsun” türküsünü açtım. Bir sigara yaktım hüzünle. Gözlerimi kapattım ve henüz çiğ düşmemiş günün başlangıcında “bahtiyar” oldum.

Gün Grup Yorum’u daha çok sahiplenme günüydü. Valilik konseri sebep göstermeksizin uygun görülmediği gerekçesiyle yasakladığını söylemişti. Neye uygun değil, kime uygun değil. Bunların hiçbirinin cevabı yok, cevap verecek bir mercii de yok. Gözaltı var, biber gazı var, sus var, yürü var, konuşma var, ters kelepçe var, daha çok direnirsen mermi var. Varoğlu var. İç güvenlik paketinde yok yok. O yüzden hepsi var.

Bakırköy Pazar Alanı’na giden iki yolun da kapatıldığı haberini aldık. Şehir dışından gelenlerin alana alınmadığı için Okmeydanı İdil Kültür Merkezi’ne gittiğini duyduk. Arkadaşlarımız diğer alana gelecek olanlarla birleşip daha büyük kitle ile gelmek istediler.

Bizler alanın arka tarafına kadar gidebilmiştik. Ama etten bir polis yığınağıyla karşı karşıya kalmıştık. Ve geçişimize kesinlikle izin verilmeyeceği söylendi. İzin isteyen kimdi ki? Türkü söylemek için senden izin almak istemiyorum ben. Halay çekmek için senden izin istemiyorum. Sen kimsin?

Alana çıkan her sokakta bir Grup Yorum konseri oldu

Tüm bu baskıları fazlasıyla hissettiğimiz bir gün olacağı belliydi. Her sokak başına 20 tane üniformalı 20 tane eli kameralı sivil polis koyarak alana girmeye çalışanlara engel oldular. Bir yandan da güzel güzel fişleniyorduk. Direnenlere cevapları biber gazı oldu. Kendilerini bir çoban edasıyla görüp fakat hiçbir zaman koyun yerine koyulduklarını farketmeden konseri dinlemeye gelenleri sahil kısmına kadar ellerinde joplar yürüttüler, koşturdular, kovaladılar.

Konser zamanı boyunca hiç eksik olmayan bir sahne

Konser zamanı boyunca hiç eksik olmayan bir sahne

Dindar ve kindar genç polisler şarkı söyleyen insanları kovalıyorlardı. Durum böyle anlatılabilirdi. Kitle tam olarak toparlanamadığı ve sürekli dağıtıldığı için birleşik halde hareket edilemedi. Eylem tecrübesi kazanan çeviğin de artık çevikleşmeye başladığı gözümden kaçmadı.

Ama karşılaştığım bir orantısız polis diyalogunu aktarayım. Arabayla konser alanının tam önüne geldiğimizde yaşının en fazla 20 olduğunu düşündüğüm sabi çevik,  iki polis arabasının arasında duruyordu. Amiri onu yanına çağırdı ama o amirine dönüp bir taraftan da bize bakarak,  “ama ben burdan çekilirsem eylemciler alana kaçar.” İstemsiz olarak güldük bu orantısız koruma zekasına. “iki dinleyici alana kaçarsa orda tek başlarına müthiş bir orkestra kurabileceğini falan düşündü sanırım” dedim. Gerçi polise güldük ama haksız sayılmazdı.

Bir Bakırköy sokağı ve mini Grup Yorum konserlerinden biri

Bir Bakırköy sokağı ve mini Grup Yorum konserlerinden biri

Dün Bakırköy’de alan çevresindeki her sokakta Grup Yorum konseri vardı. Evet evet yanlış duymadınız. Hangi sokağa girsek orda bir Yorum solisti vardı. Etrafında insanlar şarkılara eşlik ediyor, halay çekiyorlardı. Polis gelince başka sokağa taşınıyorlardı. Bir süre devam etti bu kaçıp kovalama. Bizi susturamadılar. Başka sokaklarda can buldu türkülerimiz. Evet alana giremedik bibergazı eşliğinde sokakları arşınladık ama her Yorum’un şarkılarını, Yorum’cularla birlikte söyledik.

Yorum tek kişiden oluşmuyor. Grup Yorum’u gözaltına almışlar alsınlar gruptakilerin yetiştirdikleri var, yedekleri var. Yedeğinin yedeği var. Hiç olmadı sesi güzel, Grup Yorum şarkılarıyla büyümüş nice insan var. Halkı susturabilmişler mi şimdiye kadar Grup Yorum’u susturabilsinler. E biz boşuna bağırmıyoruz di mi “GRUP YORUM HALKTIR SUSTURULAMAZ” diye..

Bir dahaki sene “Bağımsız Türkiye” konseri olur mu bilinmez ama önümüzde Grup Yorum’un 30. Sanat Yılı konserleri var. Engellemelere karşın 30. yıl konserlerinde buluşmak dileğiyle. Baskılara inat biz gene orda olacağız. Ya siz?..

@kayipruzgarim

2011-2014 fotoğrafları Deniz Sarıgil‘e aittir.

Grup Yorum’un sırrı



Yorum yok

Ekleyin