Büyük Ortadoğu Projesi ve Suruç Katliamı

İskender Deniz |

Dünden bugüne gelişen bu süreç ve iktidardaki sermayenin ittifak biçimi kavranmadan, faşizmin kurumsal yapısı anlaşılmadan, Suruç Katliamı’na yönelik yapılacak değerlendirmeler eksik kalacaktır.

Erdogan_Obama1Büyük Ortadoğu Projesi üzerine yazılıp çizilenler içinde en kabul gören değerlendirme; emperyalist ülkeler açısından Sovyet Sosyalist Cumhuriyetler Birliği tehdidinin ortadan kalkması sonucu, sosyalist bloğun var olduğu koşullardaki dengeye sığınarak ayakta durmaya çalışan bağımsız ekonomilerin emperyalizm karşısında güçsüz duruma düşmeleri ve bu ekonomilerin sahip oldukları enerji kaynaklarının devasa boyutu nedeniyle iştahı kabaran Emperyalist ülkelerce bölgenin yeniden paylaşılması planı olduğudur.

Ortadoğu'daki ABD etkisini gösreren bir harita. (Kaynak: www.tunisianquestfortruth.wordpress.com)

Ortadoğu’daki ABD etkisini gösreren bir harita. (Kaynak: www.tunisianquestfortruth.wordpress.com)

Bu plan gereğince, “Yeşil Kuşak Projesi” dönemindeki İslam’ın komünizme karşı bir kalkan olarak kullanılması amacıyla emperyalistlerce ortaya çıkarılan güçler BOP’a dâhil edilecek, Türkiye bu coğrafyaya “Model ülke” olarak sunulacak, Osmanlı döneminin bölgedeki etkisi ve hatta büyük olasılıkla son halifenin II. Abdülmecit’in olmasının da işe yarayacağının hesaba katılmasıyla AKP yaratılacaktı. Ve “ben bu projenin eş başkanıyım” diyecek kadar şımarık bir “lider”le uygulamaya sokulacaktı.

Fakat bu rolün verilmesinin en önemli nedeni tabii ki Türkiye’nin İslam ülkesi olmasıdır. AKP, her ne kadar konjonktür partisi olarak kabul edilse de toplumsal dinamiklere sahip olduğu göz ardı edilmez.

AKP’yi oluşturan bileşenlerin bu durumu fırsat görmeleri sonucu ortaya çıkan parti içi çelişkiler Amerika Birleşik Devletleri’ni (ABD) kaygılandırsa da, Türkiye oligarşisine olan güvensizliği ve kendini temsil edecek yeni bir alternatif üretememesi sonucu bu partiye desteğini sürdürmesine neden olmuş, zaman zaman parti içindeki güçler arasından Fettullah Gülen’i destekleyerek bu tavrını göstermiştir.

Emperyalist projenin bir yönü olan ve kendilerinin yarattığı IŞİD tehlikesini yok etme politikası, bölge dinamiklerinin BOP’un uygulanmasına yardımcı olmalarını hedefleyen bir politika olarak görülmelidir.

Değişen güç dengeleri nedeniyle (ABD’nin Rusya ile anlaşmaya varması, Mısır’da Sisi’ye karar kılması, Esad’ın iktidarda kalmasının kendileri açısından önemli olmadığını söylemesi v.b durumları) projedeki yerinin zayıflaması, Türkiye oligarşisinin, Musul, Kerkük petrolleri konusunda Kuzey Irakla anlaşmaya çalışması, Putin ile yapılan görüşmede “Siz bizi Şanghay İşbirliği Örgütü’ne alın, biz de AB’yi bırakalım” esprisi ve “diyalog ortaklığı” na alınması, Çin füzelerinde karar kılınması gibi tavırları bardağı taşırmasına neden olmuştur.

ABD’nin karşı hamle olarak Kürt kartını devreye sokması sonucu, Kuzey Suriye’de olası Kürt devleti kurulması tehdidi karşısında, Irak Şam İslam Devleti örgütüyle (IŞİD) başlattığı zımni flört, uluslararası kamuoyunun tepkisiyle karşılaşmıştır.

Emperyalist projenin bir yönü olan ve kendilerinin yarattığı IŞİD tehlikesini yok etme politikası, bölge dinamiklerinin BOP’un uygulanmasına yardımcı olmalarını hedefleyen bir politika olarak görülmelidir. Bir yandan IŞİD’e karşı koalisyon güçleri oluşturarak saldırması diğer yandan AKP’nin MİT tırlarıyla lojistik desteğine göz yumması başka türlü anlaşılamaz.

Bu durum, bölge dinamiklerinin değişen güç dengelerine göre BOP’un B,C,D… plan alternatifleri olarak zenginleştirilmek üzere dipnotunda bulunan seçeneklerden biri olarak görülmelidir.

Ve katliam

07.07.2015 günü, Dışişleri Bakanlığı Müsteşarı Sinirlioğlu, ABD Başkanı Obama’nın IŞİD ile mücadele küresel koalisyonundan sorumlu Özel Temsilcisi Orgeneral John Allen ve ABD Savunma Bakanlığı siyasi planlamadan sorumlu Müsteşarı Christine Wormouth’un bulunduğu görüşmenin ağırlık noktası IŞİD ile mücadele konusuydu.

Suruç Katliamı’nın bu görüşme sonrasına denk gelmesini tesadüf olarak açıklamak saflık olur. IŞİD’in, ABD’nin Türkiye’den istediği, “…çalışmaların daha da derinleştirilmesi, işbirliği ve eşgüdümün daha da kuvvetlendirilmesi…”  talebinden rahatsızlık duymasıyla yapılan bir saldırı gibi görülmesi istenen bu tablo, ABD açısından bir taşla iki kuş vurma operasyonudur. Türkiye oligarşisi açısından ise sıkışmışlığın, çaresizliğin ve işbirlikçiliğinin göstergesidir. Sorunu AKP’nin beceriksizliği olarak göstermeye çalışmak Türkiye oligarşisinin aklanma çabasıdır. AKP oligarşinin temsilcisidir. IŞİD’in bu saldırısını bildiği halde buna göz yummuş, hedefin Sosyalistler olması işine gelmiştir. Bu katliamla, tehdit olarak gördüğü Kobanê üzerinde psikolojik avantaj elde etmeye çalışmıştır.


AKP, her ne kadar oligarşiyi temsil ediyor olsa da ideolojik yönüyle (gericide olsa) toplumsal bir dinamiğe sahip olması, bu durumu nedeniyle oligarşi içerisinde oluşturmaya çalıştığı hegemonya, tarafların bu katliamda ellerinde bulundurdukları kurumları birbirlerine karşı kullanmalarına neden olmuştur. Sapla samanın birbirine karışmasının nedeni budur.

Bu süreç ve iktidardaki sermayenin ittifak biçimi kavranmadan, faşizmin kurumsal yapısı anlaşılmadan, Suruç Katliamı’na yönelik yapılacak değerlendirmeler eksik kalacaktır.

Katliamın sorumlusu devlettir… yazisonuikonu

 – 23.07.2015



Yorum yok

Ekleyin