Bugün 19 Aralık-4

|

Tutsak mektuplarında bugün Ölüm Orucu’nda yaşamını yitiren Serdar Karabulut’un bir mektubu var.

sedar-karabulut

19 Aralık Katliamı’nın ardından hücrelere atılan tutsakların tecrit koşullarında yazdıkları mektuplarda bugün Ölüm Orucu sonucu şehit düşen Serdar Karabulut’un bir mektubunu yayınlıyoruz. Eyleminin 188. gününde yazdığı mektup ve bir gün öncesinde yazdığı şiir, hastaneye kaldırılmasından hemen öncesine denk geliyor. Uzun süre Numune Hastanesi’nde zorla müdahale ile karşılaşan Serdar Karabulut, son müdahalenin ardından bilincini yitirdi ve vücut fonksiyonları iflas etti. 8 Kasım 2002 günü sonsuzluğa ulaştı.

“Biliriz

Kimsesiz

Cennet bile çekilmez

Yolu yok

Çıplak yer

Çıplak duvar

Giyinse de bedenlerimizi

İnsan eti

İnsana

Gözü

Gözüne

Değecek !.. “

 

31 Ocak 2002 / 464 – 188. Gün

Çok Değerli ……

Yürekten selamlayıp, evlat sıcaklığında kucaklayarak başlıyorum mektubuma. 17 Ocak tarihli mektubunuzu almış ve sevincin büyüğünü yaşayarak okumuştum. Bugün de ben size geliyorum.

……. Anam, daha ilk satırında bizi utandırdın demişsin ya, bir de bağışla… Sizin bağışlanacak hiçbir kabahatiniz olmadı. Mektuplarda ufak tefek aksamalar her zaman olur. Böyle olsa bile yüreğinizin, beyninizin bizimle dolu olduğunu bilirim. Yalnızca bu konudaki gelişmiş duyarlılıklarınızdan dolayı teşekkürü, sağolun varolun demeyi bir borç biliyor ve diyorum.

….. Ana, ilk mektubumda söylemiştim, yükümüzü yükledik, hedefimizi koyduk çıktık yola ve artık günleri geri sayacağız. Son güne kadar dostlarla, sevenlerimizle sohbet etmek, mektuplarımızla da olsa içtenliği, sevgi ve bağlılığı paylaşıp büyütmek bugünlerimizin en büyük yoğunluğu olacak demiştim. Sizinle de yaptığım bu. Ve inanın çok büyük bir iç rahatlığı, sevinç yaşadım bu yazışmalar boyunca ve kalem ellerimi tümüyle terkedene kadar da sürecek.

….. Anam, gönderdiğimiz mektupların karalandığını yazmışsın. Söylediğin durumu tesadüfen, adres değişikliğinden dolayı geri dönen mektubumuzda biz de görerek tanık olduk. Tertemiz mektup Amerikan züppelerinin saçlarına döndürülmüş. İnsan ne kadar basit şeylerden medet umduklarını görünce “bu kadarına da pes doğrusu” demekten kendini alamıyor. Onca kurallarının özeti; temiz ne varsa kara çal, karaya boya, karart kirlet. Biz de yüzlerine vurmaya devam edeceğiz. Hasmımızın nasıl bir mantığı olduğunu, kafa yapılarını teşhir etmeye devam edeceğiz. Senin bu konudaki çabalarını değerli  ve çok anlamlı buldum. Çok da sevindim. Her şeyle karşılaşır, göğüsleriz ama hiç kimse bizden haksızlığı sineye çekmemizi beklemesin.

…… Anam, maddi katkılarınız için de ayrıca teşekkür ederim. Burasını iyi biliyorsunuz. Tam paralı mahpusluk alanı. Böylesi katkılar olmasa ve kendi dayanışmamız en azından kendi açımdan söyleyeyim en zorunlu ihtiyaçlarımı bile karşılayamazdım. Birbirimize tutunarak halletmeye çalışıyoruz bu zorlukları da. Her zaman ki dayanağımız “birimiz hepimiz için olmak” Bunun yanında yakın zamanda bulunduğum hücreye çay makinesi aldık. Bu soğuk günlerde sıcak içmek çok iyi oldu. Koşullarımız biraz daha kolaylaştı. Bunda sizin de payınız oldu anlayacağınız. Sağolun, varolun…

….. Ana, M….’un mektup cezası bitti. 45 gün yasaktan sonra arada gelen ve bekletilen mektupları topluca aldı. Doğallığında harıl harıl cevap yazıyor. A…. ‘da onun yanında. Moralleri ve sağlıkları yerinde, selamlarını iletiyorum. Bir süre önce U…’nun durumunda olduğu gibi tekli hücreleri üçlülere taşıdılar. Bizim koridor da bu değişiklikten nasibini aldı. Beş yoldaşımızı yan hücrelere getirdiler. Onun dışında bir ara yazdığın bütün yoldaşlar yerli yerinde ve selamlarını iletiyorum.

Biraz da kendi durumumdan bahsedeyim. Bugün 188. Gün dolacak. Altı ayı geride bıraktık. Günler bir yandan çok hızlı geçti. İlk yola çıkışımız dün gibi geliyor. Bir yandan da çok uzun zaman geçirdiğimizi düşünüyorum. Bu düşünceme daha çok bu altı aylık zamanda geçen günlerin ayrıntılarını düşündüğümde varıyorum. Eylül’ün hareketli günleri, Kasım’ın Armutlu günleri, ardı ardına uğurladığımız onlarca şehit, anmalar, mektuplar. Bir …..(burası karalanmış)kutu mektubum birikmişti. Eve gönderdim geçenlerde. Ve bizimki altı ay, büyük direnişimiz birkaç hafta sonra 500 olacak. Bedel büyük, fedakarlık büyük, özveri, sevgi, bağlılık, kararlılık, inanç, inanç, inanç… her şey çok büyük… Ve bunların toplamı da bizim dirayetimizin sırrını açığa döküyor. En büyük kazanım bunları, yani değerleri doruğa taşımaktı. Bunun etkisi fazlasıyla geleceğe taşınacak. İşte iç rahatlatan da bunun bilincinde olmak, adı gibi bilmek. Biliyorum bunu ….. anam.

Ve halen günlerimizi son ana doğru geri saymaya devam ediyoruz. Bu bana kaygı değil mutluluk veriyor, coşku veriyor. Hasımlarımızın hesabı ne olursa olsun, bize bu duygular kazandıracak.

Bu haftadan itibaren iki hafta görüşe çıkmıyoruz, biliyorsunuz. U… ‘da çıkmamıştır. Meselemiz belli. Ailelerimizi görmek istemememiz değil, aksine keşke her gün görsek. Sorunların üstü küllenerek, kamuoyunda yankı bulan 3 kapı, 3 kilit önerisinin tavsatılmasına karşılık yapılıyor. Düşün bütün kesimler açıklamalarıyla, bir çoğu eylemleriyle öneriyi sahiplendi. Bizim için geri olmasına rağmen kabul ettik. Tek başlarına tüm toplumu kaale bile almadan, haksızlık ve gayrı meşru uygulamalarda ısrarlı oldular.  Manevra yapamayacak hale gelince unutturmaya çalışıyorlar.

Bugünlerde zorla müdahale ve neredeyse bize selam vereni dahi suçlu ilan edip ceza kestikleri yasalarını gündeme alacaklar. Birkaç dakikada da kabul ederler. ABD için, IMF, DB için yasalarla bize karşı, halka karşı baskı, yasaklama, ceza artırma, kısaca terör yasaları çok hızlı geçiyor. Bu da öyle olacaktır. Onları da deneyip sonuç almaya çalışacaklar ama olmayacak. Bu yürekler, bu bedenler ne güne duruyor ….. Anam. Sonuç alamayacaklar. Haklı, meşru taleplerimiz kabul görene kadar, bizi ve yolculuğumuzu tüketemeyecekler, kıramayacaklar. Henüz yasası çıkmadan şiirini yazdım. Umarım beğenirsiniz. Fiilen hesaplaşmasında da aynı kararlı yüreği bulacaklar karşılarında, kaygınız olmasın.

….. Ana bunun dışında günlerim mektup, kitap, gazete okuma, başka yazı çizi vs. derken dolu dolu geçiyor. Bazen günün nasıl geçtiğini anlamıyorum. Sıkıntı da o derece uzak oluyor yani. Soğuklara karşı elimizden geldiğince önlemliyiz. Günümün ilerlemiş olmasına rağmen henüz yaşam performansım diri. Kafam ve moralim iyi ya zaten gerisi sorun değil. Yürüyüşümüzün doğal ve güzel belirtileri olmaktan öteye anlamı da yok. Bu yolculuk acıyı bal eyleyerek yürünüyor. Bu konuda da rahat olun.

U…’yla sık sık mektuplaşıyoruz. Son mektubunda durumu gayet iyiydi. Teklilerden sonra şen bir yere gitti. Hiç durmadan konuşurmuş. Eh yanında da T… var. Sırtı yere gelmez artık.

…… Amcam, bitirmeden bir paragraf da sana  ayırayım. Sağlığın nasıl? İyi ve moralli olmanız her zamanki dileğimdir. …. Anamla birbirinize iyi bakın.

…… ana sizinle Z…. Hoca’ya, N….’a ve G….’a da yazmıştım. Onlardan hiç cevap alamıyorum. Sık sık beni hastanede zanneden haberler alıyorum. Öyle bir durum yok. Aynı yerimdeyim. Hastaneye götürürlerse hemen oradan yazarım. Haberiniz olsun.

Tüm dostlara, seven sayanlara selam ve sevgilerimi gönderiyorum.

Sevgili ve çok değerli …. Ana, …. Amca, her şey için tekrar sağolun. Saygımla, hürmetimle ellerinizden öpüyor, hoş günlerin sizinle olmasını diliyorum.

Hoşçakalın

Serdar

 

 

GÖRÜLDÜ

Kanlı bir kılıçtı

Sokuldu kınına

Yasasız uygulanan eziyet

Zorbanın dilinde

Artık (!)

Ölmek yasak (!)

Şimdi;

Kara ilacı ölümün

Yaşamın boğazına sarılmak

Oysa;

Yasaktı ölmek

Bundan önce de

Nefes almak kadar

Fakat gene biz

Derinden çekeceğiz

Nefeslerimizi

Kızgın kızıl salıp sonuncusunu

Yıldızlarda güleceğiz

Semahlarımızda

Halka-

lar

Kurulsun !..

 

Sincan F / 30 Ocak 2002

Serdar Karabulut [son]



Yorum yok

Ekleyin