Bugün 19 Aralık – 3

|

İbrahim Çuhadar’ın tecrit hücrelerinde yazdığı bir mektubu paylaşıyoruz.

IMG_20151221_165303

Tecrit hücrelerinde yazılmış mektuplardan bugün de İbrahim Çuhadar’ın bir arkadaşının ailesine yazdığı mektubu seçtik. Tutsakların bulunduğu ağır tecrit koşullarına rağmen halkın acısını hiç unutmadıklarını görüyoruz mektupta. Her daim zinde ve inançlı kalmayı başarmaları, umutsuzluğu adeta akıllarından silmeleri bugün bizler için dikkat edilmesi gereken bir nokta.

17 Ağustos 2002 – Sincan

 

Merhaba ……. Ana ve …….. Amca;

Nasılsınız? Sevgi ve selamlarımla ellerinizden öperek satırlarıma başlamak istedim.

Mazeretiniz kabul edilmez mi hiç. Sizlerin satırlarını okumak, selamlarını almak gerçekten güzel oluyor. Varsın geç olsun selamlarınızı almak. O bile yeter diyorum… Yani, hiç kendinizi zorlamanıza gerek yok. Ne zaman fırsatını bulursanız yazarsınız. Sizleri hemen cevap yazın diye zorlamak istemem… Sonuçta selamlarınız geliyor ya.

……. Ana, bu defa biraz değişiklik yaptım. Biliyorsunuz genelde yazım ufak. Buna bir de satır aralarının darlığı eklenince haliyle okumakta zorlanıyorsunuz. Onun için satır aralarını geniş tutarak, yazımı büyülterek sizlere kolaylık olsun dedim…

Çaylarımız kartlarınızı aldığımda hazırdı. Bunun üzerine satırlarınızı da okuyunca iyi denk geldi hani… Eh, o zaman gerçekten doyum olmuyor ……. Ana. Hele de sen dedikten sonra öyle güzel oldu ki.

Bak geçenlerde ne oldu. …….’e seslenmek için (malum ses yetmiyor çatılardan bacalardan havalardan sekerek ulaşıyoruz, tabii bazen ulaşmadığı da oluyor ya, ne yapalım ki iyi sektirmek gerekiyor o zaman) havalandırmaya çıktım. Kartınızı aldığımı, haftaya yazacağımı, selamlarımı söylemesini (yazdıysa tabii) istemiştim. Biliyorsunuz mektup gönderme günlerimiz değişti. Tam da son mektup gönderme gününde yazmıştım bunları. Hem de unuttuğumu söyleyerek. Görüyorsun değil mi böyle yanlışlıklar da oluyor. Bu duruma epey gülmüş olmalı ….. Valla ben de gülüyorum.

Mektubu postaya Salı günü vereceğim. Bugün cumartesi ve rahat rahat yazıyorum. Ve 17 Ağustos bugün…

Mektuba oturmadan önce 17 Ağustos’ta kaybettiklerimizin anmasını yaptık. Televizyon kanallarında o günleri bir kez daha izledik. Halkımızın acılarını paylaştıklarına ilişkin her zaman olduğu gibi adeta birbirleriyle yarışırcasına mesaj yolladılar parti başkanları… Utanmazca, arlanmazca yapıyorlar. Halkımızın gözlerinin içine bakarak yalan söylüyorlar. Yalan parçaları olmuş, bütünleşmiş onlarla. Halkımız gözyaşları içinde boğulurken, bir gecede tahkim yasaları, sosyal güvenlik yasalarını meclisten geçirerek efendilerine biatlarını sunmuşlardı. Yaralar zaten sarılmadı, sorumluları belli herkes açık bir şekilde biliyor, dile getiriyor… Evet, bugün unutmadığımızı, unutturmayacağımızı bir kez daha hep bir ağızdan haykırdık… Ki, ölen bizdik. Acıları yaşayanlar bizdik. Bunu uzatmayayım değil mi? Her şey ortada.

Bizleri soracak olursanız, her zamanki gibiyiz… Ama bugün daha güçlü ve inançlıyız. Ne için yola çıktığımızı biliyor, neler olabileceğini tahmin ediyorduk. Hepsini gördük, halen yaşıyoruz da. Tek değişmeyen gerçek halkımızın umudu ve geleceği olmaya devam ettiğimiz. Sonuna kadar da böyle sürecek. Tarih yazmaya devam ediyoruz daha güçlü ve kararlı bir şekilde.

Ziyarette sizlerden kart aldığımı anneme söyledim. Tabii selamlarınızı da. Sizlere çok çok sevgi ve selamlarını iletmemi söyledi annem de.

Müsaadenizle şimdilik satırlarımı burada bitireyim. Gene uzun sohbetler ederiz. Yeni bir gelişme olursa mektuba devam ederim. Ne de olsa üç gün var postaya vermeme.

Bir daha ki satırlarda buluşmak dileğiyle, senin ve …. Amcamın ellerinden öpüyor, sevgi ve selamlarımızı iletiyoruz buradan. Kendinize iyi bakmanız dileğiyle, hoşçakalın…

Sevgi ve selamlarımla

İbrahim



Yorum yok

Ekleyin