Bir cem-i can

Atilla Ersiz |

Yanıyor ve sönmüyor zaman.
Günlerim var çocukların gülmelerinde sarmaşıkların yuvalandığı
Kahkahalarıyla sokak duvarlarını şafağın kızılına boyadığı.

sivas

Mor menekşe günlerim var

Papatyadan

Sardunyadan

Hatta gardenyadan güllü günlerim var

Ama dikenli ve kor günlerim de var

Temmuz’da ateşe hıyanetle dokunanların kanattığı günler..

Apaydın yüreklerin çaresizce güneşin ardına battığı günler

Karanfil kokulu çocukların “duman” olduğu Temmuzlar..

Kardelene Hasret tellerin kara dumana döndüğü zamanlarım var

Dumanın kendinden hicap duyduğu

Türkülerin tutuşup semaha karıştığı

Semahların alev alev göğe vardığı bahar ışığı, yaz sıcağı günlerim…

Bir günüm var Sivas’tan gül kokusunda duman olan

Bir çiçek bahçem var nefret ile soldurulan

Bir bahçem var nar çiçekleriyle avuçlarıma sığınan

Avucumda nar taneleri 35 nar

35’inde insandan har kendine

35’ine göç eyleyen nar kervanı

Birleştikçe yanan

Yandıkça çoğalan

Çoğaldıkça “duman” olan nar taneleri avucumda…

Avucum acıyla büyüyen bir masalın penceresi

Seyrindeyim

Yanıyor bir kent

Alevlerle dans ediyor bir ülke

Ve bir gezegen zerrelerinin fesleğenlere

Sarılı dumanıyla dönüyor yörüngesinde

Bir cem-i can

Bir can-ı gam

Yörüngesi avuçlarımda

Yanıyor ve sönmüyor zaman.

Günlerim var çocukların gülmelerinde sarmaşıkların yuvalandığı

Kahkahalarıyla sokak duvarlarını şafağın kızılına boyadığı.

Ama günlerim var çocukların uçurtmalarından yara aldığı

Bebe yaşta abla kardeş sarılmasında kara alevlerde yandığı

Uçurtmasından

Umudundan

Oyunlarından

Yanık ve kurşun yarası almış çocuklardan günlerim var

Hep yanık…

Hep yangın…

Hep acı…

Promete’nin isyanının lanet yemesinden midir bilinmez

Güzellikleri

Güllü yüzleri kirli bir ateş ile yakıyorlar

Şairleri ve şiirleri

Ozanları ve türküleri

Çizerleri ve çizimleri hep kirli bir arzunun ateşinde yakıyorlar

Benim günlerim yanıyor

Yalnız kalmış aş(ı)klara kendini ateşe atarak feda eden karanfiller gibi.

Çocukluğumun masalsı günleri yanıyor

Benim günlerim var yaralı güllerle göğsünde yelkovanlar gezdiren

Sabahtan akşama kör bıçaklar gibi yaralarım üzerinde dönen saniyelerim

Akrep misali birbirini ölüm haberlerine doğru kovalayan zamanlarım

Temmuz’dan bu yana her günümü

Dalları insandan olma iblislerce kopartılmış güllerimle besledim

Yapraklarına kan damlayan gece sefalarıyla sardım düşlerimi

Öl(dürül)menin mahir kurbanlarını

Göğsümdeki çocuk kalmışlığımın mezarlığına gömdüğüm

Günlerimle soluk aldım



Yorum yok

Ekleyin