Ben bir taşım babacığım

|

Babası gerilla olanlar, faili meçhul ölümlere gidenler, ailesini işkencede kaybeden, köyleri yakılan, taş atan, cezaevine giren çocuklar. Müge Tuzcuoğlu’nun kitabı “Ben Bir Taşım”, onların hikayelerini anlatıyor.

Kürt_çocuk

Babanız vücuduna isabet eden 12 kurşunla öldürüldü mü? Ondan size yadigâr, sadece kalbine isabet eden kurşunun bıraktığı ortası delik bir nüfus cüzdanı kaldı mı? Ya da bir otopsi raporu?

Bu babalar günü yazısı, payına güzel bir gömlek, bir kıravat değil, ölümün binbir şekli düşen babalar ve onların yetim çocukları için. Onlar, evlatlarının yüreğinde derin bir sızı olarak, bir kimlik kartı ya da oyuncak bir bebek olarak yaşıyorlar artık.

Müge Tuzcuoğlu’nun kitabı Ben Bir Taşım1, babası gerilla olan, “faili meçhul” denilen,  kardeşleri dağa çıkan, babası cezaevine konulan, ailesini işkencede kaybeden, köyleri yakılıp yıkılan, taş atan, gözaltına alınan, cezaevine giren çocukların hikayelerini anlatıyor. Onlar için hayat, evcilik oynamaları gereken bir yaşta oyuncak evlerinin değil gerçek evlerinin gözlerinin önünde yakılmasıyla başlamış. Hayatın en acı yüzüyle erken tanışmışlar. Böylece aynı anda başladığımız yaşam serüveninde hayat acımasızca onları bizden 20-30 yaş ileriye atıvermiş.

İşte o çocuklardan bazıları:

  • Benim babamla başka anım yok. Geçmişten kalan anı yok. Geçmişten kalan acı ve yoksulluk var. Ben de isterdim babamla gezeyim, onunla birlikte birşeyler yapayım, sevineyim, üzüleyim. Olmadı. Hiçbir anım da geçmedi. Ona duyduğum özlem var.
  • Bir insanın vücudundan 12 tane kurşun çıkartılır mı? Bir insana 12 kurşun sıkmanın manası ne? Babamın vücudundan 12 tane kurşun çıkmış. 12 tane kurşun… Babam hep yakalı tişört, gömlek giyerdi. Kimliği olsun, her şeyi o cebindeydi. Daha iki seneye kadar bizim evdeydi. Yine kimlik falan burada. Tam ortasından kurşun geçmiş. Tam kalbine denk gelecek.
  • Babam bana bir tane oyuncak bebek almıştı. Evimiz yakıldığı zaman orada bebeğim yanmıştı. Ve ben onu hiçbir zaman unutmuyorum (ağlıyor). Şu an 21 yaşındayım ve ben onu hiçbir zaman unutmadım. Artık dayanamadım. 2 yıl önce gittim küçük bir bebek aldım. Aynen onun gibi. Hiç yerini doldurmuyor ama hep bana onu anımsatıyor.
  • Babam bir kayanın altına uzanmış, gün ortası dinlenmek amaçlı. O esnada uzaktan, askerler tarafından bomba atılıyor… Ve babamın bulunduğu yer, şu anda hatırlamıyorum kaç metre aşağı gömülüyor. Babamın bir doksan boyundaki vücut yapısı yanarak bir yetmişe iniyor. Hep otopsi raporlarını okuduğumda çok ağlamıştım. Yani insanlık dışı bir şey. Nasıl böyle bir şey yaparlar.

Müge Tuzcuoğlu kitabında 12 yaşında öldürülen Uğur’un canını alan 13 kurşuna karşılık 13 can ile görüşmüş. Şöyle diyor Tuzcuoğlu:

Bu çocuklar binler ile ifade ettiğimiz köy boşaltmanın sonuçlarını, binlerle ifade ettiğimiz ölümlerin travmasını, binlerle ifade ettiğimiz işkencelerin, cezaevlerinin, faili meçhullerin mirasında yaşayan bir üçüncü kuşak. Bu kitap onların dili olsun. Bu çalışma, Kürtlerin son 30 yılına, son 3 halkasına, son üç kuşağına sonuncu halkadan, yani çocuklardan bakmayı hedeflemektedir.

Bu ateş, gün geçtikçe harlanıyor… Diyarbakır hala yanıyor… Çocukların yüreği hala yanıyor… Kürt çocukları hala yanıyor

Bu kitabın basıldığı 2011 senesinden beri çocuklar hala öldürülmeye devam ediyor. Annesinin kucağında Newroz kutlamasında gaz bombasıyla öldürülen Mehmet, bedeni havan topuyla paramparça edilen Ceylan, evinin balkonundan dışarıyı izlerken açılan ateş sonucu ölen Abdullah, savaş uçaklarıyla paramparça edilen 34 beden ve saymakla bitmeyen diğerleri…

Bunlar toprağa dönüşenler… Ya diğerleri?

Onlar ölen babalarının, kardeşlerinin acısıyla bilenmiş, taşa dönüşmüşleryazisonuikonu

  1. Müge Tuzcuoğlu, 2011. Ben Bir Taşım. Evrensel Basım Yayın


Yorum yok

Ekleyin