Ben artık barış istemiyorum

|

Öfkemiz dinmeye, olanları unutmaya başladığımız anda o silahlar patlıyor. Ben artık barış istemiyorum, çünkü savaşta herkes ölüyor barışta sadece biz.

suruc-katliami

Barışta oğullar babalarını toprağa verir, savaşta babalar oğullarını.” Bu sözü zamanın İstanbul valisi Hüseyin Avni Mutlu twitter’da paylaşmıştı. Dayanamayıp, “Madem öyle, babam neden oğlunu toprağa verdi?” diye sormuştum. Savaş yoksa neden babalar, anneler çocuklarını; biz kardeşlerimizi toprağa veriyoruz?

Dün 32 kardeşim katledildi; toprağa verilecek gencecik fidanlar. Düşlerindeki özgür dünyayı kurmak için savaşta yıkılan Kobanê’ye gidiyorlardı. Çocuklara park, kütüphane yapacaklardı; bohçalarında yetim kalan çocuklar için oyuncaklar… Kahpece katledildiler.

Kardeşim Abdocan’ın facebook paylaşımlarından birinde şu yazılıydı: “Bundan daha kötü ne olabilir ki sorusuna her zaman bir cevabım vardır.” Dün aklıma bu düştü. Ekmek almaya giden çocuğu katletmekten daha kötü ne olabilir? Bohçalarında oyuncaklar, gözlerinde umut, düşlerindeki dünyayı kurmaya ve yetim kalan çocuklara hediye etmeye giden onlarca gencin katledilmesi…

Göz göre göre katledildiler. Katil belli. Bu katil sürüsünün başını okşayan onu besleyip büyütenlerdir bu katliamın sorumlusu. Gezide kardeşlerimizin katlinin emrini verenler, inanıyorum ki burada da boş durmadılar. Emri veren aynı kişi.

İstedikleri oyu alamadıkları için hergün tehdit savuranlar, bu katliamın tek sorumlusudur. Burhan Kuzu’nun “millet kaosu seçti” tweetinden sonra böyle patlama ve katliamların olmayacağını düşünmek saflık değil de nedir? 13yıldır iktidarı elinde tutanların bizi katlederek terbiye etmeye devam etmeyeceği hissine kapılmak?

13 yıldır katlediyorlar. Kadını, işçiyi, çocuğu, önüne gelen herkesi ve her şeyi katledip nakde çevirdiler. İktidarı kaybetmemek için tüm silahlar hazır bekletilmekte. Bu silahları bize doğrultalı çok oldu. Gezi’de 21 milyon dolarlık gaz kullandılar bize karşı ve bu gazı kullanırken hiç acımadılar; öldüresiye sıktılar – ki öldürdüler de.

Öfkemiz dinmeye, olanları unutmaya başladığımız anda o silahlar patlıyor; direkt veya dolaylı olarak. Bu bir savaş, bu mazlum ile zalimin, ezen ile ezilenin savaşı. Dün patlayan bomba Türkiye’ye karşı patlatılmadı: katledilenlere bakarsanız, sistem karşıtı ve ezilenin yanında olan gençlerin öldürüldüğünü görürsünüz. Bombayı patlatanlar Suriye’de 5 yıldır yıkım ve katliam yapanlardır.

Kim olduklarını hepimiz biliyoruz. Sömürücülerin kuklası ve maşası iktidarın bu sömürücülerin her emrini sadık bir köle gibi harfiyen yerine getirdiğini hepimiz izliyoruz. Yanıbaşımızdaki savaşın Türkiye tarafında bu savaşa hayır diyen ve savaşın destekçisi TC devletinin karşısında olan bizler gibi, orada katliam yapanların destekçilerinin de azımsanmayacak kadar çok olduğunu biliyoruz. Türkiye’de fiili bir savaş yok ama Türkiye’den Suriye’ye zalime karşı savaşmaya gidenlerin yanı sıra zalimin yanında saf tutanları da görüyoruz.

Hatay’da 5 yıldır yapılan eylemler var: Savaşa Hayır Eylemleri. 2 ay önce bu eylemlere yenisi eklendi: Eğit-donata karşı eylemler. Eğit-donat dediğimiz, Suriye’de katliam yapanların TC askerleri tarafından eğitilmesi ve donatılması. TC, aldığı emirlerle Suriye’ye sadece silah değil terör de ihraç etmekte. Suriye’de halka sıkılan her kurşunda Türkiye’nin parmak izine rastlayabilirsiniz.

Dün patlayan bomba ve katliam için “güvenlik zaafı var” diyenlere sözüm, daha ahmakça bir cümle kuramazdınız, olacak. Suriye’deki savaşta taraflar belli, TC’nin tarafını çoktan belirlediği, gönderdiği TIR’lardan ve eğittiği tekfircilerden belli değil mi? Dün katledilen gençlere bakın, hepsi mevcut sisteme muhalif ve Suriye savaşında ezilenin yanında, yani TC’nin Suriye politikasına karşıt devrimciler. Kaç defa yazdım hatırlamıyorum: Mevcut sisteme muhalif olanlar ya hapishanede ya da mezara giriyor.

TC’nin Suruç katliamomdaki rolünü anlamak için çok düşünmeye gerek yok. Her basın açıklamamızda eylemimizde kameralarını ağzımıza sokan, ne diyeceğimize bakan, yaptıkları çekimlerle konuşmalarımızdan suç üreten (örneğin, annem hakkında cumhurbaşkanına tehdit davası açmaya çalışıyorlar) polisler Suruç’ta ortalıkta yoktu. Ama olay yerinde daha dumanlar tüterken, ambulanslar daha hareket etmemişken TOMA’nın olay yerinde bitivermesi bize eli kanlıların kim olduğunu açıkça ortaya koymakta.

Biz, kameralar karşısına geçip 8 gencimizin katledilmesi “emrini ben verdim” diyeni de biliyoruz. Reyhanlı patlamasında sırıtan posta beygirini, “4-5 füze attırırım” diyeni de.

90 küsur yıllık TC tarihinde sözde savaş olmadı, bu ülkede hep barış vardı! Evet, belki resmi tarih böyle yazıyor ama gerçekte olanları kimse bize unutturamaz; ne Dersim’i ne Maraş’ı, ne Çorum’u ne Sivas’ı, ne Roboski’yi ne de Gezi’yi… kimse unutturamaz derken, yeni bir katliam ekledi TC kanlı tarihine. Bütün bu saydıklarım TC tarihinin barış zamanında oldu ve ölen hep biz ötekiler olduk.

Ben artık barış istemiyorum, çünkü savaşta herkes ölüyor barışta sadece biz… yazisonuikonu

@Abdocan_Comert



Yorum yok

Ekleyin