Barış sadece bir erkek ismi mi bu ülkede?

militan kedi |

Neden göstermelik bile olsa bir tane istifa gelmiyor? Neden koltuk bu kadar tatlı? Neden bu ülkede insan kanı sudan ucuz?..

ankara3
Katliam sözcüğü Tdk’da “savunmasız insanların veya tutsakların toplu olarak öldürülmesi” diye geçiyor. Peki barış isteyen insanların öldürülmesi ne diye geçer? Hangi kurum bunu hangi sözcüklerle anlatır?

“Bu meydan kanlı meydan” diye haykırırken meydanın bir anda kana bulanması kötü bir rüyadan ibaret olsaydı ya… Maalesef bu meydan artık gerçekten kanlı meydan. Adı kara bu şehir Deniz’lerin asılmasından sonra ilk defa böyle katliama ev sahipliği yaptı. 128 tane insan barış uğruna kuş olup göç etmek zorunda kaldılar bu Ortadoğu’nun köhne ülkesinden. Geriye giydikleri kana bulanmış beyaz güvercinli tişörtleri kaldı… Bir de ellerinde taşıdıkları flamalar..

Nerden bilebilirlerdi ki ellerinde taşıdıkları barış yazan pankartlar, bez afişler birkaç dakika sonra kanlı parçalanmış bedenlerinin üstüne serilecek… Kimse bilmiyordu. Birileri hariç…

Meydanların vazgeçilmez sloganı artık “Katil, Hırsız Erdoğan” oldu…
Ama benim ve halkın bildiği bir gerçek var artık. Önceden bu tür katliamlarda ölümler hep faili meçhul kalır bir süre sonra dosya zamanaşımına uğrar konu kapanırdı. Ama şimdi halk katilini tanıyor. Ve çok uzağında aramıyor. Katilimiz bizim paralarımızla kaçak sarayında keyif çatıyor diyor. Bakın bunu bir tek ben değil meydanlarda ki halk hep bir ağızdan söylüyor. Meydanların vazgeçilmez sloganı artık “Katil, Hırsız Erdoğan” oldu…

Patlama gününden bir gün önce…

Bilim, Sanayi ve Teknoloji Bakanı Fikri Işık “Dünya’da en etkili bombayı TÜBİTAK’ın geliştirdiğini”söyledi…

Mafya çetesi Sedat Peker miting yapıp “oluk oluk kan akacak” dedi.

Patlama günü…

Demirtaş’ın tabiriyle stajyer Başbakan yaralıların yoğunlukta olduğu hastanelere gitmektense Atatürk Hastanesi’nde yatan alakasız hastalara geçmiş olsun dileğinde bulundu. Zira önemli olan ana akım medyada Davutoğlu patlamada yaralanan vatandaşları ziyaret etti haberinin geçmesiydi. Geçti de, görev başarıyla yerine getirildi. Sonrasında da Suruç bombacısını yakalayıp hukuka teslim ettiklerini söyledi. Akıllara durgunluk veren bu açıklamayla dalga geçtikleri barizdi. Zira kendini patlatıp bin parçaya ayrılan bir caniyi nasıl “yakalamış” oldular da, nasıl bir hukuk sistemi yargıladı ve ne ceza verdi kendisinden başka kimse bilmiyor.

Diğer taraftan Erdoğan, Melih Gökçek’ten hızlı davranarak ondan yapılması beklenen bir açıklama yaptı… Tren garı zarar görmüş. Tren garının kırılan camlarına feryat figan üzülürken Erdoğan, kendisine toz kondurmayan yandaşları sosyal medyada zafer çığlıkları atıyordu. Hatırlatayım; Gezi zamanında da yitip giden canlara ağlarken halk, Gökçek otobüsler ve kaldırımlar zarar gördü demişti. Devlet dili böyle bir şey olsa gerek. Kısaca kamu malına gelecekse halkın canına gelsin diyorlardı.

Sonra Mersin‘de tatlı dağıtan AKP’li Bakan’a “öldürdüğünüz çocukların tatlısını mı dağıtıyorsunuz?” diyen genç de gözaltına alındı.

Yas’a ve cenazeye saygısı olmayan hoşgörülü diniyle sulanmış insanlar…

Peki biz yasımızı da mı tutamayacağız…

Anma için yapılan katliam alanına karanfil bırakmak için alınan üst düzey güvenlik önlemleri neden bir gün öncesinden alınmamıştı?

Neden göstermelik bile olsa bir tane istifa gelmiyor?

Neden koltuk bu kadar tatlı?

Neden bu ülkede insan kanı sudan ucuz?..

İstifa sorusuna sırıtan Bakan Kenan İpek, Erdoğan’ın yattığı cezaevinin o dönem ki müdürü imiş.
Neden diye sorulacak binlerce soru varken devlet erkânı güvenlik zafiyetinin olmadığını gülerek açıkladı. Evet, hemen inandık. Ağzımız açık bu açıklamayı bekliyorduk biz de. O yüzden hemen inandık. Zafiyetin olması için güvenliğin olması gerekir. Ama henüz idrak edebilmiş değiller. Bu arada istifa sorusuna sırıtan Bakan Kenan İpek, Erdoğan’ın yattığı cezaevinin o dönem ki müdürü imiş. Tabi ki tesadüf. Zira patlama olduğu anda alanda olan sivil ve çevik kuvvet polislerin bir tanesinin burnunun kanamaması gibi bir tesadüf.

Tesadüfen yaşanılan ülke…

Bu ülkede saray ahalisine muhalif olan herkes eceliyle ölemeyecek gibi duruyor ha ne dersiniz? Yaşlanamadan sayılamayacak kadar toprağa düşüyoruz gün be gün. Devlet nezdinde yüzer yüzer öldürülüyoruz. Gün olmasın ki katliam anması olmasın. 7/24 toplanıyoruz ve sürekli yitip gidenlere üzülüyoruz. Ciğerimiz soldu ciğerimiz.

Dayımın saçları arasından et parçaları çıkardım… Tişörtünün üstünde beyaz güvercininin gagasındaki yeşil zeytin dalı kan kızılıydı… Elindeki barış pankartını hırsla yırttı.
Dayımın saçları arasından et parçaları çıkardım… Tişörtünün üstünde beyaz güvercininin gagasındaki yeşil zeytin dalı kan kızılıydı… Elindeki barış pankartını hırsla yırttı. Kurban bayramında akan kanı bilirsiniz sokaklar kan gölüne döner diye her kanal saatler süren haberler yapar… Tren garının önündeki sokak dün kurban bayramından farksızdı, dedikleri gibi oluk oluk kan aktı, kan gölüne döndü sokak ama bu sefer akan kan insan kanıydı. Ve haberlerde yer verilmeyecek kadar değersizdi.

Bu durumlarda yaşam dursun istiyorum, insanlar yemek yemesin, çay içmesin, alışveriş yapmasın yürümesin istiyorum. Ben başka bir dünya istiyorum sanırım. Yarın o güzergâhı kullanarak işe gidecek olmam bile acının hangi boyutu bilmiyorum.

Ambulanstan önce pizzacının geldiği ülkemde pizzacıdan önce gelen TOMA ve polise de sahip olduk. Katliamı yaptıktan sonra yaralıları taşıyanlara saldırmanın açıklaması ne ola ki diye hayretle düşünürken ama bize tepki gösterdiler söylemi geldi. Siz orda tarla domatesi gibi sıralanmış beklerken hepinizin ilkyardım eğitimi almış olmanıza rağmen sırıtarak parçalanmış bedenleri toplayan insanları izlemenizi kabullenemedik belki ondan tepki göstermişizdir diye düşünememenizi mantık sınırları içerisinde doğal karşılayamadık be çevik…

Kriz masaları oluşturuldu. Adli tıp önlerinde ağıtlar yükseldi. Hala haber alınamayanlar için kayıp ilanları oluşturuldu. Hayatını kaybedenlerin fotoğrafları ve hikâyelerini öğrenmeye başladık. Hepsi tertemiz yüzlü insanlar. Her hikâyede yerle yeksan olduk.

Ajitasyonun dibine vuran ana akım medya şehit polis haberlerinde hamile karısından tut da yaşlı babasına kadar uzanan bir hikâyeye saatlerce yer verirken alanda ölenlerin annesi babası çocuğu karısı olamayacağını düşünmüyor mu sizce? Düşünüyorlar, düşünüyorlar elbet… Ama hizmet ettikleri saray onlara yayınlayacakları metinleri veriyor zaten aksi takdirde bir haber hazırlamaları namümkün..

Ama unuttukları bir şey var… Kerbela’dan bu yana anlayamadılar “Sayılmayız parmak ilen tükenmeyiz kırmak ilen.” Her defasında ufalanan yüreğimizle Barış Adalet Özgürlük diye bağırıyoruz.. Eksilen taraflarımızla ayakta durmaya çalışıyoruz. İyi olmadığımız halde iyi olacağız diye haykırıyoruz. Unutursak kalbimiz kurusun diyoruz. Ne unutuyoruz ne affediyoruz, tek bildiğimiz var katilimizi tanıyoruz. Tek kişi kalana dek… Elbet bir gün…yazisonuikonu



Yorum yok

Ekleyin