Barış barış dedikleri…

Siyasol |

“Çözüm süreci” başarı ile bitse bile, Kürdistan’da savaşın bitmesiyle değil yalnızca daha kanlı bir biçimde yeniden başlamak üzere ertelenmesi ile karşı karşıya olabiliriz. Barış barış dedikleri aslında ne? | Barış Yıldırım’ın yazısını tanıtıyoruz.

Yazının bütününü Siyasol’da okumak için tıklayın

Yayın hayatına bu bahar başlayan Mevsimlik Dergisi, ilk sayısının dosya konusunu Toplumsal Barış‘a ayırmıştı. Dosyada yazarımız Barış Yıldırım’ın da Savaş neden çıkmıştı? başlığını taşıyan bir yazısı vardı.

Siyasol.org’da web için düzenlenmiş ve bir parça genişletilmiş hali ile çevrimiçi olarak yayımlanan yazıdan satırbaşlarını paylaşıyoruz.

mevsimlik-dergi-no-1Barış, ütopya, komünizm ve hatta cennet… Bu tasavvurlar birbirleriyle o kadar ilişkilidir ki eşanlamlı oldukları bile söylenebilir. Cennetten dinselliği, ütopyadan düşselliği ve barıştan uluslar arası ve içi ilişkileri çıkarın geriye komünizm kalacaktır.

Fakat komünizm uzak, savaşlar günceldir. İnsanlar yaşamak ister, savaşsa her şeyden önce yaşama karşı bir eylemdir.

Kapitalizmin yıkımı ufukta görünmüyor, namlularsa her köşe başını tutmuş ve biz barışı “hemen şimdi” istemeye devam ediyoruz. İsteyenin yüzü apak, ama her ağlayana meme verilmiyor. Barışı bir şekilde almamız gerek. Ama nasıl?

Son 100 yıl içinde savaşlarda 100 ila 150 milyon insan öldü ve ölmeye devam ediyor. Bu savaşların hemen hepsi büyük tekellerin ve tekelci kapitalist ülkelerin denetimi altında çıkartıldı ve yürütüldü.

Kapitalist üretimin vahşi iş koşulları, tedaviye değil kâra odaklanmış sağlık sistemi, herkese ferah ferah yetecek bir dünyada açlıktan ve yoksulluktan ölüme terk edilen insanların hiçbir zaman tam olarak tutulamayacak istatistikleri de buna eklenecek olursa diyebiliriz ki, yeryüzünün insanları ilan edilmiş ve edilmemiş kapitalist savaşlarda kurban olmuş ya da olabilecek istatistik girdilerinden başka bir şey değil. Yeryüzüyse bu savaşların muharebe alanı…

Kürdistan’daki savaş evlerimizi, köylerimizi ve yüreğimizi yakıyor. On binlerce insanımız cephenin farklı taraflarında düştüler.

Bize şu anda bu ülkede bu savaşı bitirmekten daha önemli bir gündem olmadığı söyleniyor. Çünkü 1984-2008 arasındaki 24 yılda resmi rakamlara göre 45 bine yakın insan öldü.

Bugün bu savaşın başlamasına neden olan durum olduğu gibi devam ederken, bu savaşın on binlerce eve birden düşürdüğü ateşin can acısıyla savaşı bitirmek istiyorsak, buna “barış” mı “yenilgi” mi demek gerektiğini yeniden düşünmeliyiz. Bazen haklılar yenilir. Bazen yenilgiyi kabul etmek savaşı sürdürmekten daha az zararlıdır. Bugün durum böyle midir değil midir başka bir tartışma konusu, ancak yenilginin bize “onurlu barış” olarak sunulmasını zekâmızdan önce onurlu savaşta ölenlerimize hakaret olarak görmemiz gerekmez mi?

Yazının bütününü Siyasol’da okumak için tıklayın

@prometeatro | yazilama.net



Yorum yok

Ekleyin