Bakur ve sansür

İlkan Akgül |

Bakur neden yasaklanmıştır? Çünkü kimse ekmeğini yaptığını gördüğü birinden nefret edemez, çünkü kimseler bir ağıttan örme bir türküyü anladıktan sonra birinden nefret edemez.

bakurr

Sadece Kürt değil, yüzlerce Türk vatandaşının da gerçekten Kürt hareketi hakkında farkındalık oluşturmak adına salonu hınca hınç doldurması ve aynı zamanda kapı önünde de bekleyen bir kalabalığın olması, her şeyden önce ülke için umut vericidir. Ve bu kadar kitleyi kendisine çekebilen bir yapımın, sansüre takılması da doğal olarak insanı aynı derecede utanca zerk ediyor.

Malesef bizim ülkemizdeki sansür kavramı, güç sahibi erk ile aynı fikri paylaşmadığın sürece meydana gelen olayların bütünlüğünde meydana çıkıyor ve birkaç yıl sonra bugüne baktığımızda, utanç ile hatırlayacağımız anların oluşmasına sebep oluyor.

Aynı düşünceyi paylaşmadığın bir şeyi anlamaya çalışmak yerine ideolojik kitapları yakmak, yayınladığın filmin her dakikasını 5 kez ‘bip’lemek, görüşlerine katılmadığın bir sitenin girişini yasaklamak -ki bu yaşadığımız ülkede 1000’lerce siteye tekabül ediyor- insanlık suçudur ve insanlığın utanması gereken eylemlerdir. Bu yüzden “Sansür yanlış hikaye anlatır” sözünün doğruluğunu anlamak için her türlü sansürün karşısında durup mücadelemizin bir kolunu da buraya uzatmamız gerekiyor.

Jin, Jiyan, Azadi… Kadın, Yaşam ve Özgürlük…

Bakur belgeseli; çoğunluğu bu kavramları sadece eylemlerde duymaya alışık olan insanları aldı ve esas ait olduğu coğrafyaya, Kürdistan topraklarına götürüp salt kadın emeğiyle inşa edilmiş bir mücadelenin ortasına koydu. Belgesel, Kürdistan’ın dört bölünmüş bölgesinin kısaca tanıtılmasından sonra Bakur’a doğru yola çıkıyor. Yerleşik hayat, sosyallik ve partinin devlet, kadın ve otoriteye dair fikir alt yapısı tüm çıplaklığıyla karşımızda.

“Kadını özgür olmayan bir halkın özgür olacağına inanmadıklarını” da yalın bir şekilde dile getiriyorlar.

Yıllardır süregelen zulüm ve soykırımı, ilk ağızdan gerillalar ve komutanların ağızlarından dinliyoruz. Öyle güzel ve bilinçli röportajlar var ki, beyaz perdede erkek egemen sistemin gücünü tamamen yıkıp yerine “kadın” kavramını yerleştirmiş bir parti görüp hissediyoruz. Üstelik bunu “PKK bir kadın partisidir” derken sadece bir cinsin partisinden değil, partinin eşitlikçi ve özgürlükçü yanından bahsettiklerini ve “kadını özgür olmayan bir halkın özgür olacağına inanmadıklarını” da yalın bir şekilde dile getiriyorlar. Zaten belgeselin fragmanında da bir kadın gerillanın “iktidarcı yaklaşımı yenmek için kadın özgürlüğünden başlanması gerekir” sözünü hatırlıyoruz.

Buradan çıkarılacak sonuç şudur. Kürdistan’ın kadın mücadelesi, binlerce şehidi ve oluşturulan farkındalığıyla kendi öz iradesini ve örgütlülüğünü tamamen elde etmiştir. Belgesel ekibinin de nasibini aldığı parti içi mizah üst seviyede. Dağlarda neşe, kahkaha ve espriler eksik olmuyor. Özellikle toplumda bilinenin aksine katı ve disiplinli bir ortam değil de, kırsalda gerçekten de hakikatli bir yaşamın izleri göze çarpıyor. Devlet, devletsizlik, demokratik yerel yönetim kavramlarına karşı bakış, komutanlar tarafından çok iyi ele alınmış. Karayılan’ın ideolojik ders niteliğinde söylemleri mevcut.

Fazla spoilere girmeden yazıyı bitirmekte fayda var. Belgesel hakkında EkşiSözlük’ten bir entry her şeyi anlatıyor.

Bakur neden yasaklanmıştır? Çünkü kimse ekmeğini yaptığını gördüğü birinden nefret edemez, çünkü kimseler bir ağıttan örme bir türküyü anladıktan sonra birinden nefret edemez.

Belgeselin gösterimiyle ilgili ise kısa bir not düşmekte fayda var. Yapımcının açıklamasına göre belgesel kısa vadede internet ortamına servis edilmeyecek. Çünkü bunun film üzerindeki sansürü kabullenerek, belgeseli kamusal alanlarda gösterme mücadelesinden vazgeçiş olarak tanımlıyorlar ve bu sayede de sansürün meşrulaştırıldığını düşünüyorlar.

Zaten bu tür yapımların festivaller yerine video sitelerinde yayılmalarını beklemek emeğin karşısına çıkarılan en büyük bilinçsizliktir. Ayrıca Bakur sadece bir örnektir. İlk değil, son da olmayacaktır. Her film, iktidarı son derece rahatsız etse bile kitlelerle buluşarak görüş ve fikirlerine açık olmak zorundadır.yazisonuikonu

@ilkanakgul

Biraz da ben öleyim…



Yorum yok

Ekleyin