Ayaktakımı arasında “Umut” var mıdır?

Gizem İbak |

Kapitalist toplum içerisinde tükenmiş, her şeyini yitirmiş bir grup insanın yeraltında bir barınakta hayata tutunma mücadelesini anlatan ‘Ayaktakımı Arasında’ 2015-2016 sezonunda İstanbul Şehir Tiyatroları’nda sahnelenecek

Ayaktakımı-arasında-Maksim-Gorki-1

Çelişkilerle dolu toplum labirentinde başlangıç noktasından bitişe ulaşana değin, insan çeşitli sorgulamaların, anlam yitimlerinin ve yeniden toparlanmaların baş kahramanı olur çoğu zaman.

Gidişatı olduğu gibi kabullenip vakti geldiğinde dünyayı terk etmek bir ihtimâlken, “insan kalk harekete geç” diyen duyguyu takip edip bir ömrün sonuna “yaşadım” diyebilmenin onurunu bırakmak da güçlü bir ihtimâldir.

İhtimâller arasında savrulup durur en diptekiler. Aslında; iyiden, güzelden, insandan yana olanı yaratmanın kendi ellerinde olduğunu bilmeden.

İnsan doğasına aykırı olan vahşi kapitalizm en diptekileri umutsuzlaştırmış, bir çıkar yolu göremeyen insanlar hâline getirmiştir. Ancak tarihsel materyalizm kapitalizmin sonunun yine kendi içinde yeşeren “yeni”den geleceğini müjdelemektedir.

Kimdir bu en diptekiler? Örneğin, yoksul gecekondu semtlerinden birinde gün doğmadan yola koyulup, gün karardıktan sonra evine dönen, önündeki lokmayı belki yarın bulamam’ kaygısıyla tüketenlerdir. Yahut 1905’in ayak seslerinin uğultu hâlinde işitilmeye başlandığı Rusya’da düzenin posasını çıkarıp bir çöp gibi savurup attığı insanlar da olabilir.

20. yüzyılın başlarında Maksim Gorki’nin devrimci romantizm ile gerçekliği harmanlayarak kaleme aldığı, The Lower Depths kapitalist toplum içerisinde tükenmiş, her şeyini yitirmiş bir grup insanın yeraltında bir barınakta hayata tutunma mücadelesini anlatır.

İnsanın gücünün acıları ve yoklukları değiştirmeye yetmeyeceğine inanan ve etrafındakilere de bunu salık veren Luka; işçi olmaktan daima gurur duyan, en dipten kurtuluş umudu olarak veremli eşinin ölmesini bekleyen Kleş; alkol bağımlısı olmasının yanı sıra toplumda bir şeylerin değişmekte olduğunu sezinleyen ve 1905 Rusyası’nda en önde yürüyebilme ihtimâli diri olan Satin; ihtiyacından fazlasını çalmayan Pepel

Ayaktakımı arasında Maksim Gorki 2

Gorki acıma ve tahammül duygularının yerine, yeniyi yaratma arzusunu diyalektik bütünsellikle koymuş, yarattığı karakterleri de buna uygun işlemiştir. Kapitalizmin insan doğasına aykırılığını, bireylerin derinlikli hikâyeleri üzerinden sunan bu oyun kuşkusuz kapitalizm varlığını sürdürdüğü sürece anlamını hep koruyacak…

Gorki’nin ayaktakımı duygularını terk etmemiş ve yaşadığı koşulların altında gerçekliğini yitirmemiş içimizden karakterlerdir. Onlar tek tek yada hep birlikte 21. yüzyıl Türkiyesi‘nde dâhi var olabilirler.

2015-2016 sezonunda İstanbul Şehir Tiyatroları’nı takip edecek olanları ‘Ayaktakımı Arasında’ Orhan Alkaya rejisi ile karşılayacak.

Çevirisi Koray Karasulu, dramaturgluğu Sinem Özlek, sahne tasarımı M. Nurullah Tuncer ve Sırrı Topraktepe, kostüm tasarımı Canan Göknil, ışık tasarımı Kemal Yiğitcan, efekt tasarımı ve müziği Uskan Çelebi, koreografisini Yasemin Gezgin tarafından yapılan, Ahmet Çelikbaş’ın fotoğrafladığı oyunda Rıdvan Çelebi, Yeşim Koçak, Şirin Kılavuz, Yılmaz Meydaneri, Serdar Orçin, Ali Gökmen Altuğ, Buket Yanmaz Kubilay, İrem Erkaya, Semah Tuğsel, Kutay Kırşehirlioğlu, Ahmet Özarslan, Mehmet Avdan, Mert Tanık, Mazlum Kiper, Çağlar Polat, Tuğrul Arsever, Emrah Özertem rol alıyor.

Her yeni günün nasıl ilerleyeceği kestirilemeyen memlekette tiyatro binasından yükselen ‘Enternasyonal’ şehrin sokaklarına karışabilir çünkü en diptekiler “tamam” noktasına vasıl oldukları vakit bu en güzel ihtimâldir.

İyi seyirler!

Ayrıntılı bilgi için

@gizemibak

 



Yorum yok

Ekleyin