Aslı Erdoğan, Necmiye Alpay, Nuriye Gülmen… Siyasi erk kadınlardan niye korkuyor?..

Lütfiye Bozdağ |

Görüyoruz ki yasalar doğruyu söyleyenden yana değil, erkten yana, o nedenle yasa ile hakikat arasındaki ilişki güvenilmez bir ilişki. Sokrates’in ölüme mahkûm edilmesi yasalara uygundur ama adil değildir.

NuriyeGülmen Fotoğraf: Seyri Sokak

Nuriye Gülmen Fotoğraf: Seyri Sokak

Bir kadın tek başına ne yapabilir?

Bir kadın tek başına bir tehdit oluşturabilir mi?

Aslı Erdoğan ne yaptı?

Necmiye Alpay ne yaptı?

Nuriye Gülmen ne yaptı bu devlete?

Siyasi erk, neden bu kadınlardan korkuyor?

Aslı Erdoğan ve Necmiye Alpay için ağırlaştırılmış müebbet hapis istedi devletin savcısı?

Neden?

Bu kadınlar ne yaptı? Suçları ne?

Kadınların suçu “parrhesia” kullanmaları…

Nedir bu parrhesia?

Necmiye Alpay

Necmiye Alpay

Foucault’nun bir kitabında ele aldığı, ancak ilk kez antik yunan döneminde kullanılan bu kavram, hakikati söylemek anlamına geliyor. Ancak hakikati; erk, iktidar, egemen ya da norm karşısında söyleyebilmek dolayısıyla da erke karşı risk içerdiğinden cesaret isteyen bir hakikati söylemek durumu.

Nuriye, Aslı, Necmiye, inandıkları doğruların ardından giderek, olması gerekeni yaptılar.

Ne bir fazla ne bir eksik.

Tıpkı barış isteyen akademisyenler gibi…

Ancak son yıllarda Türkiye’de hukukun rafa kaldırıldığı, temsili demokrasinin yok sayıldığı bu karanlık dönemde, birileri çıkar ve doğruyu söylerse en büyük kötülüğü yapmış olur. Doğruyu söylemek, doğruyu yapmak, edimselleştirmek, siyasi erk için çok tehlikeli bir hale gelir. Çünkü; “Parrhesia’da konuşmacı özgürlüğünü kullanır ve kandırma yerine dürüstlüğü, sahtelik ya da sessizlik yerine hakikati, hayat ve emniyet yerine ölümü, yaltaklanma yerine eleştiriyi, kendi çıkarını koruma ve ahlaki kayıtsızlık yerine ahlaki ödevi tercih eder[1]”.

“Parrhesia’da konuşmacı özgürlüğünü kullanır ve kandırma yerine dürüstlüğü, sahtelik ya da sessizlik yerine hakikati, hayat ve emniyet yerine ölümü, yaltaklanma yerine eleştiriyi, kendi çıkarını koruma ve ahlaki kayıtsızlık yerine ahlaki ödevi tercih eder”
Elbette erk karşında risk alarak ahlaki ödevini yerine getirmenin bedeli ödetilir. Bu bedel, Nuriye’yi tartaklayarak her gün gözaltına almayla, Aslı ve Necmiye hanımı hapse atmayla, Barış Akademisyenleri’ni akademiden atıp işsiz bırakmayla ödetilir.

Cezalar bazen çok ağır olur, Sokrates’in ölüme mahkum edilmesi gibi. Sokrates de bir demokrasi ülkesinde yaşıyordu, bizler de. Peki yanlış olan ne?

Yasa yalan söyler mi?

Yasa taraf tutar mı?

Görüyoruz ki yasalar doğruyu söyleyenden yana değil, erkten yana, o nedenle yasa ile hakikat arasındaki ilişki güvenilmez bir ilişki. Sokrates’in ölüme mahkûm edilmesi yasalara uygundur ama adil değildir. Bugün hakikati söyleyenleri ve yapanları yargılayan T.C. yasaları da tek siyasi parti diktatörlüğünün hükmüyle kanuna uygun hale getirilmiştir, yapılan hukuki uygulamalar yasal ama adil ve hakkaniyetli değildir.

Görünüşte yasal ama gerçekte değil.

Aslı Erdoğan

Aslı Erdoğan

Buna rağmen, bütün siyasi ve hukuksal gücüne rağmen erk, karşısında tek başına hakikati haykıran bir kadın gördüğünde korkuyor. Bedensel varlığından başka bir silahı olmayan, bir başına Ankara’nın göbeğinde Yüksel Caddesi‘nde direnen, en temel hakkı olan çalışma hakkının elinden alınmasına karşı eylem yapan bir kadın akademisyeni, her gün darp ederek gözaltına alıyor. Bu öyle bir korku ki, bir kadını gözaltına almak için yüzden fazla çevik kuvvet polisi getiriyor.

Nuriye, tartaklanarak, darp edilerek, itilip kakılarak gözaltına alınacağını bile bile, ertesi gün eylemine devam ediyor. Nuriye’ye destek vermeye gelenler de gözaltına alınıyor.

Nuriye eylemlerine devam ediyor, çünkü umudu var, bu direnmenin umudu; “hakkımda verilen açığa alma kararını tanımıyorum. işimi istiyorum. Selçuk Üniversitesinin hakkımda verdiği açığa alma kararına karşı, bu karar geri çekilene, görevime dönene kadar eylemim sürecek” diyor.

Nuriye’nin talepleri ne?

  • OHAL kaldırılsın.
  • İşten atılan ve açığa alınan devrimci demokrat kamu emekçileri işe iade edilsin.
  • Keyfi ve hukuksuz işten atmalara son verilsin.
  • 13 bin ÖYP’li araştırma görevlisinin kadro güvencesi geri verilsin.

Nuriye Gülmen’e ve direnişine selam olsun…

Tüm baskılara rağmen Parrhesia’yı yapacak her zaman cesur insanlar vardır,

selam olsun Aslı Erdoğan’a

selam olsun Necmiye Alpay’a

selam olsun işsiz kalan ama direnmeye devam eden Barış Akademisyenleri’ne..

selam olsun baskı karşısında tüm direnenlere…

haklarını arayanlara, adalet ve özgürlük isteyenlere…yazisonuikonu

[1] ] Michel Foucault, Doğruyu Söylemek, çev. Kerem Eksen, Ayrıntı Yay., İstanbul, 2005, s. 17.



Yorum yok

Ekleyin