8 Mart’tan beklediğimiz güller değil

bulutseverim |

Bulutseverim’in yazısını James Oppenheim’dan düzenlenen “Ekmek ve Gül” şarkısıyla birlikte paylaşıyoruz.

Insan_olma_onuru-Hiyerarsi-Banksy-Gleaners

8 Mart. Kutlamaktan ziyade anılması gereken o acı verici gün.

8 Mart 1857’de ABD’de çalışma şartlarının iyileştirilmesi için direnen 40 bin dokuma işçisi kadının polis tarafından ablukaya alınıp, çıkarılan yangından 129’unun yanarak hayatını kaybetmesi ve katledilen kadınların cenazesine 10 bini aşkın katılımın olduğu o kara günün neticesinde Danimarka’da 1910 yılında II. Enternasyonal Kadın Komisyonu başkanı Clara Zetkin‘in teklifiyle “8 Mart Dünya Emekçi Kadınlar Günü” olarak anılması kabul edilmiş olan gün.

8 Mart, dünya emekçi kadınları ve işçi sınıfı açısından anlamlı ve iç burkan bir gündür, bugün ise alınan çeşitli kararlar ve dünya kadınlarının yürüttüğü çalışmalar ile diğer ülkelerde ve Türkiye’de “8 Mart Dünya Kadınlar Günü” olarak kutlanmaya/anılmaya devam etmektedir.

Günümüzde 8 Mart, kadınlara yaşatılan sorunların yalnız çalışma alanlarında değil, toplumun her alanında hızlı bir artış göstermesi üzerine daha geniş kapsamlı düşünülmesi beklenen bir gündür. Öyle ki; ataerkilliğiyle övünen bu toplumda, elimizde pankartlarla kadınlar için yürüme gereği duymamız, o toplumda yanlış giden bir çok şey olduğunu gösterir.

Kadın” sözcüğünü kullanmaktan çekinip kadını meta olarak gören insanların olduğu, her üç kadından birinin şiddete maruz kaldığı, çocuk gelinleri kurtarmak için imzalar toplandığı, kadınların cinsel/fiziksel/duygusal istismara, ayrımcılığa rağmen susturulduğu, namus cinayetlerinin devam ettiği bu toplumda 8 Mart, insanların sevdikleri kadınlara çiçekler alarak kutladıkları, sorgulamadıkları bir gün değil, toplumdaki kadının yeri ve kadına gösterilen değer üzerine düşünüp vicdanlarını sarsmaları gereken bir gündür.

Dünyaya yeniden kadın olarak gelmek ister miydiniz?” sorusuna %55 oranında “hayır” cevabının verildiği bu toplumda, kadınların 8 Mart’tan bekledikleri kırmızı güller değil, biyolojik kimlikte de bir üstünlüğün olamayacağının herkes tarafından anlaşılması, tüm bu sorunların salt “kadın” sorunu olarak görülmesinin sona ermesi, insan hakları ihlalleri olarak cinsiyet gözetmeksizin sorgulanması, ortadan kaldırılması için çaba harcanması, el ele verilmesidir. yazisonuikonu

@bulutseverim



Yorum yok

Ekleyin