6–7 EYLÜL 1955’ten bugüne

Rasim Öztaş |

Suçlular hiçbir zaman ortaya çıkartılmadı. Devlet hiçbir zaman kendi katliamcısını ortaya çıkartıp yargılamamıştır.

Bayraklarla katliam, tecavüz ve yağmaya yürüyüş

Bayraklarla katliam, tecavüz ve yağmaya yürüyüş

Bugün 6–7 Eylül olaylarının altmışıncı yılı.

Altmış yıldır aynı katliamlar, yağma ve talan devam ediyor.

Altmış yıl önce olduğu gibi bugün de bir yerlerden beslenen, eline sopa verilip ortalığa salınan güruhlar insanları katletmeye devam ediyorlar, hem de en yetkili ağızlardan katil sürülerine “Esnaf gerektiğinde askerdir, Alperendir, kahramandır, polistir, hakimdir” fetvaları verilerek, halka “yüzde elliyi zor tutuyorum” tehditleri savrularak.

Altmış yıl sonra bugün de insanlar inançlarından, etnik kökenlerinden, siyasal kimliklerinden dolayı linç edilmeye devam ediyor, evleri işaretleniyor.

Bugün de sırtı sıvazlanıp ortalık yere salınan güruh, elinde palaları gündüz gözü ortalık yerde genç kızlarımıza saldırıyorlar.

“Yeri geldiğinde alperendir” denilip sokağa bırakılan güruhun katlettiği Nuh Köklü bir daha kar topu oynayamıyor.

Altmış yıl sonra bugün de insanlar inançlarından, etnik kökenlerinden, siyasal kimliklerinden dolayı linç edilmeye devam ediyor, evleri işaretleniyor.

Altmış yıldır insanlar Maraş’ta, Çorum’da, Sivas’ta, Roboski’de, Reyhanlı’da, Suruç’ta, sokak ortasında, işkencehanelerde, hapishanelerde kurşunlarla, bombalarla, kalas ve sopalarla, kimyasal gazlarla, çıkartılan yangınlarla katledilmeye devam ediyor.

Altmış yıl önce bugün aynı güruh ortalığa salınmıştı.

Bugün birçok yerde tanık olduğumuz gibi altmış yıl önce de Atatürk’ün Selanik’teki evi kontrgerilla tarafından bombalanıp provakasyon yaratılmaya çalışılmıştı. Sonra provake edilen gürüh aynı anda bir yerlerden düğmeye basılmışcasına, organize bir şekilde ortalığa salınmıştı.

Devlet eliyle bir yerlerden toplanıp ellerine sopalar verilen güruh, önceden ayarlanmış araçlarla Rum, Ermeni, Yahudi halkın yaşadığı Beyoğlu, Kumkapı, Yedikule, Samatya gibi semtlere taşınarak, polisin gözetiminde bir katliam gerçekleştirilmişti.

6–7 Eylül olaylarının yaşandığı yıllarda Seferberlik Tetkik Kurulu’nda görevli olan, 1988–1990 yılları arasında Milli Güvenlik Kurulu sekreterliği yapan Sabri Yermibeşoğlu’nun bir gazeteciyle yaptığı röportajda “6- 7 Eylül olayları Özel Harp Dairesi işiydi ve muhteşem bir örgütlenmeydi. Amacına da ulaştı” dediği olaylarda resmi rakamlara göre 11 kişi katledildi, üç yüz kişi yaralandı, altmış kadına tecavüz edildi, 4 bin 214 ev, 1004 işyeri, 73 kilise, 1 sinegog, 2 manastır, 26 okul yağmalandı, yakılıp yıkıldı. Evlerden ve işyerlerinde ele geçirilen değerli eşyalar bu güruh tarafından gasp edildi.

Tabi bunlar resmi, devlet yetkililerinin verdiği rakamlar. Büyük çoğunluğu İstanbul’da olsa da, o iki günde İstanbul ve İzmir’de yaşananların gerçek boyutunun devletin tutuğu belgelere yansıyanlardan çok daha büyük olacağını görmek için kahin olmaya gerek yok.

Yaşanan olayların ardından İstanbul’da yaşayan Rumların büyük bir çoğunluğu Yunanistan’a göç etmek zorunda kaldı.

Suçlular mı?

Suçlular hiçbir zaman ortaya çıkartılmadı. Gerçi devlet hiçbir zaman kendi katliamcısını ortaya çıkartıp yargılamamıştır. Bunu yaptığında ihtiyaç duyduğunda yeni katliamcılarını ortaya salamayacağını bilir.

Bugün de olduğu gibi altmış yıl önce yalan yanlış haberlerle, keyfi gözaltılarla insanların bilinçlerinde yanılsama yaratıp kendi katliamcı yüzlerini gizlemeye çalıştılar.

6–7 Eylül olaylarının gerçek suçlularını ortaya çıkarmayan devlet, bugün IŞİD’cilere operasyon çekiyoruz deyip devrimcileri gözaltına alarak tutuklamasının bir benzerini 6–7 Eylül olaylarının ardından da yaparak Aziz Nesin, Kemal Tahir, Hasan İzettin Dinemo, Asım Bezirci gibi birçok aydını gözaltına alıp tutuklama yoluna gitti. Bugün de olduğu gibi altmış yıl önce yalan yanlış haberlerle, keyfi gözaltılarla insanların bilinçlerinde yanılsama yaratıp kendi katliamcı yüzlerini gizlemeye çalıştılar.

Devlet ne yaparsa yapsın katlimcı yüzünü gizleyemiyor. Bugün yine 6–7 Eylül’de yaşananlar protesto ediliyor. O günün ve bugünün katliamcıları halkın adelet anlayışında mahkum olmaya devam ediyor. Bu yüzden gerçek yüzlerini gizlemek zorunda kalıyorlar. Bu yüzden koruma ordusu olmadan kapıdan dışarı adımlarını atamıyorlar.

6–7 Eylül 1955’deki katliamcı, yağmacı anlayışı bugün de iktidarda ve icraatlarına devam ediyor.yazisonuikonu

Bir özel harp operasyonu : 6-7 Eylül



Yorum yok

Ekleyin