28 Kanunisani’yi unutma

|

Cizre’de yıkık bir ev ile Karadeniz’de eski bir taka… Bir fark yok aralarında. İkisi de burjuvazinin aklı…

Soldan Sağa: İsmail Hakkı, Genel Sekreter Ethem Nejat, Mustafa Suphi.

Soldan Sağa: İsmail Hakkı, Genel Sekreter Ethem Nejat, Mustafa Suphi.

Parmağını salla ve uzat bir takvimin üstüne.

Hangisi?

Hangi güne denk geldi?

O takvimden acısız yaşanmış olan günü bul. Denk getir işte. Hangisi?

En temiz kalması gereken 29 Şubat. Ona bir bak.

Ama yine de 28 Kanunisani’yi unutma.

Şiir Nazım’ın mı değil mi bilemem. 28 Kanunisani’yi bilirim.

Onbeş kara saplı bıçak der. Katiller kim bilmem. Katliamı bilirim.

Derler ki, Mustafa Kemal 22 Ocak (Kanunisani) 1921’de TBMM’de bunları demiş: “Türkiye Komünist Fırkası diye bir fırka teşkil etmişlerdir ve bu fırkayı teşkil edenlerin başında da Mustafa Suphi ve emsali bulunmaktadır. (…) kendilerine para veren, kendilerini himaye eden ve bunlara ehemmiyet atfeden Moskova’daki prensip sahiplerine yaranmak için birtakım teşebbüsatı serseriyanede bulunmuşlardır…

Parmağını uzat başına. Kaşı hafifçe. Düşün.

Fark var mı şimdikilerle?

Akademisyenleri düşün örneğin.

Ne geldi aklına? Terörist oldukları mı?

Onlar da bir takım prensip sahiplerine yaranmak için serseri teşebbüslerde mi bulundular? Vurun abalıya…

Hendeklere bak mesela…

Bir evde yaralı bekleyen, ambulans gönderilemeyenlere… Hani şu kıvrana kıvrana ölmeleri beklenenlere…

Acı içinde ölsünler, ders olsun ibreti aleme.

Nasıl yapmışlardı Mustafa Suphi’nin karısı Maria’ya, işte öyle acılar içinde…

15 kara saplı bıçak, 25 olacak, 50 olacak, 100 olacak, 1000 olacak, onbinler olacak…

Değişmeyecek.

Acılar içinde kıvranacağız, öleceğiz.

Kıvranacağız, çünkü “Komünist Fırkası için memlekete musallat olan harici düşmanları kovmak nasıl bir vazife ise, dahilde halkın sırtından geçinen yağmacı tufeyli sınıflarını da hazıryiyicilik halinden çıkarıp yumruk altında işletmek de, o derece esaslı bir vazifedir. ” (1) demiş ya Mustafa Suphi, düşman dahilde ve hariçte çok olacak.

Birbirine düşman olanlar bizim için dost olacak. Sırf bizi kıvrandırmak için, acılar içinde gebermemizi izlemek için.

Kıvranacağız. İnleyeceğiz. Kırk sekip bir ineceğiz tepelerine. Yok olup gideceğiz.

Kanımızla umudumuzu yazacağız ama.

İşte o zaman unutulmayacak 95 yıl sonra da…

Say isimlerini say tekrar tekrar. Unutma 28 Kanunisani’yi…

Üsküdar Ahmet Çelebi mahallesinden Ethem Nejat (İzmir Maarif Sadr-ı Sabıkı),

Erzincanlı Aşçıoğlu Bahaeddin (Muallim),

Uşak’ın Hacı Hüseyin Mahallesinden Kasım Hulusi,

Sürmene’nin Asu Kariyesinden Kıralioğlu Maksut,

Cihangirli Hilmioğlu İsmail Hakkı (Doktor),

Van Ercişten Ahmetoğlu Hayrettin (Nefer),

Bandırma Manyas Nahiyesinden Hakkı Bin Ahmet Ali (Topçu Yüzbaşı),

İstanbullu Emin Şefik (Mühendis),

Kadıköylü Tevfik Bin Ahmet (Tayyare Yüzbaşısı),

Manisalı Kazım Bin Ali (İhtiyat Zabiti),

Erzincan’ın Akdağ Kariyesinden Hatipoğlu Mehmet,

İzmir Tilkilikten Hacı Nustafaoğlu Mehmet,

Kandıralı Cemil Nazmi Bin İbrahim,

Maria (Mustafa Suphi’nin eşi),

Mustafa Suphi.yazisonuikonu

(1)- Mustafa Suphi’nin TKP 1. Kongresi’nde yaptığı konuşmadan bir alıntı.

 



Yorum yok

Ekleyin